بِسْـــمِ اللهِ الرَّحْمٰـــنِ الرَّحِيـــم
وَلاَ يَزَالُونَ يُقَاتِلُونَكُمْ حَتَّىَ يَرُدُّوكُمْ عَن دِينِكُمْ
إِنِ اسْتَطَاعُواْ
“Onlar eğer güçleri yeterse, sizi Dîninizden döndürünceye kadar size
karşı savaşa devam ederler.”
[el-Bakara 217]
Hizb-ut Tahrir’in Danimarka’daki Medya
Temsilcisi Fâdî AbdulLatîf’in, herhangi bir suç işlediği için
değil, Müslümanların beldelerini işgâl eden zâlimler karşısında
hakkı haykırdığı için girdiği hapisten çıkışı münâsebetiyle, Hizb-ut
Tahrir / Danimarka, hapisten çıkışını kutlamak üzere bir dâvet
düzenleyecektir.
Hizb-ut Tahrir / Danimarka,
aşağıdaki hususları vurgular:
· Bu mahkeme, genel olarak Batı’da,
özel olarak Danimarka’da Müslümanların evlatlarına karşı açılan
haksız dâvâlar silsilesinden bir halkadır ve İslâm’a karşı savaşın
bir parçasıdır.
· Allah düşmanları, hapishaneler ve
zindanlar açıp her bölgede İslâmî dâveti taşıyanlara karşı onlar
ile dâvâlarını yüklenmek arasına engel koymak, onu yüklenmedeki
sebâtlarını ve sürekliliklerini kırmak üzere savaş îlân
etmektedirler. Muhakkak ki nusret, -velev ağır olsa da- hak üzere
sebât ile birliktedir. Şüphesiz hak, uyulmaya en lâyık olandır.
Nitekim Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem] dâvet
üzerinde nasıl sebât etmiş, onu taşımışsa, Sahâbesi [Rıdvânullahi
Aleyhim] de emsâlsiz bir sebât göstermişlerdir. O halde bugün
Müslümanlar da Rasulullah [SallAllahu Aleyhi ve Sellem]’in
ashâbına halef olmalı, anılarını yaşatmalı, sîretlerini
tekrarlamalı, târihlerini canlandırmalı, hak üzere sebâtta ve
istikrarda onlara uymalıdır ki Allah, onlara verdiği gibi, bize de
nusret versin.
إِنَّا لَنَنصُرُ رُسُلَنَا
وَالَّذِينَ آمَنُوا فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَيَوْمَ يَقُومُ
الأَشْهَادُ
“Muhakkak ki Rasullerimize ve îman edenlere, hem bu
dünya hayatında hem de şâhitlerin (şâhitlik için) kalkacakları
günde nusret edeceğiz.” [Mu’min/Ğâfir 51]
· Hizb-ut Tahrir’in
Danimarka’daki şebâbı, Allah’ın izniyle dâveti sürekli taşımaya ve
hakkı sürekli haykırmaya devam edecekler, hiçbir kınayıcının
kınamasından korkmayacaklar, haksız mahkemeler ise daha da
kuvvetlenmelerinden, dînleri ile daha da gururlanmalarından,
Kur’ânlarına daha da sarılmalarından ve Nebîleri [Aleyhi’s
Salâtu ve’s Selâm]’ın hidâyetine daha da bağlanmalarından
başkasını artırmayacaktır.
ألا لا يمنعن أحدَكُم رهبة الناس ان
يقول بحق اذا رآه أو شهدهُ فانّه لا يُقرِّبُ من أجل ولا يباعِدُ
من رزق أن يقول بحق أو يُذكّر بعظيم
“Dikkat edin! Sizden
birisi hakkı gördüğü veya hakka şâhit olduğu halde insanların
korkusu onu hakkı söylemekten sakın alıkoymasın. Zîra hakkı
söylemesi veya güçlü bir şekilde hatırlatması ne eceli
yakınlaştırır ne de rızkı uzaklaştırır.” [Ahmed
rivâyet etti]
Adres: Kulturhuset Kapelvej 44
Kapelvej 44
2200 København N
Tarih: 13.01.2008 Pazar, Saat: 14:00 - 16:00