Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Afganistan

 

Müslümanların Kalkanı Yalnızca Hilâfet Devletidir, Ey Müslümanlar!
 


 

Hilâfet Devleti, Müslümanları koruyan ve tüm insanlık karşısındaki konumlarını yükselten Müslümanların kalkanıdır. Hilâfet liderliğinde İslâmî Ümmet asırlar boyunca dünyanın lider ümmeti idi. Üniversiteleri dünyanın gurur kaynağı idi. Avrupalılar, Ümmetin süratli bilimsel gelişmelerini ve teknolojisini yakalayabilmek maksadıyla İslam’ın dili olan Arapça’yı öğreniyorlardı. Ve İslâmî Ordu, tüm dünyada kuvveti ve cesâreti ile mûteber idi. Ya Şehâdet Ya Zafer peşinde olan Hilâfet’in askerleri, İslâmî toprakları savunmak hiçbir çaba sarfetmiyorlar, bilakis İslam Dînine yeni topraklar açıyorlardı.

Bununla birlikte, ne zaman ki Müslümanların kalkanı olan Hilâfet Devleti 1924 yılında yıkıldı, işte o zaman peşi sıra gelen nice felâketler ile karşılaştılar. Yahudiler, mübârek Mescid-il ‘Aksâ topraklarını, el-İsrâ’ ve’l Mi’râc topraklarını işgâl edip üzerinde bir devlet kurdular. Ardı ardına İslâmî topraklar saldırıya uğradı, işgâl edildi. Birçok azîz Müslüman üzerlerindeki farzı edâ edip işgâle karşı savaştıkları halde, Küffâr saldırılarını durdurmadı.

Afganistan’ın İslâmî topraklarına gelince; önce Rus komünistler, şimdi Batılı sömürgeciler tarafından işgâl edildi. Yeniden îmar bahanesiyle Batılı işgâl güçleri de -tıpkı daha önce Rusların yaptığı gibi- Afganistan’ın işleri üzerinde hâkimiyet kurmaya çalışmaktadırlar. Sömürgeciler, kültürel egemenlik yoluyla, yüce İslâmî değerlerin altını oyup kokuşmuş Batılı değerleri öne çıkarmaya uğraşmaktadırlar. Sömürgeciler, koalisyon güçleri kendi karargâhlarını ümitsizce güvence altına almanın derdindeyken, askerî egemenlik yoluyla da Afganistan Ordusu’nu yalnızca kendi halkının karşısında duran bir polis gücü haline getirmeye çabalamaktadır.

Müslümanların başındaki mevcut yöneticilere gelince; Onlar Müslümanlara karşı sadece Küffârın Kalkanları olarak hareket etmektedirler. Kâfir Sömürgeci’nin önce Afganistan’a, sonra da Irak’a saldırmasına imkân tanımak üzere, Müslümanların başındaki yöneticiler o düşman güçlere askerî üslerini, hava sahalarını ve deniz yollarını açtılar. Sonra da işgâlin ardından yine bu Müslümanların başındaki yöneticiler, Sömürgeci güçlerin kuklaları olarak hareket etmeyi, Müslümanlar üzerinde sömürgeci hâkimiyetlerini destekleyip övmeyi sürdürdüler.

Görülüyor ki Müslümanların Kalkanı olan Hilâfet olmadıkça, -maddî güç unsurlarına sahip olsun yada olmasın- İslâmî Ümmet zayıf kalmaya devam edecektir. Askerî potansiyel bağlamında bugün Ümmet milyonlarca Müslüman askere sahiptir, dünyanın en cesur ve sayıca en büyük ordularına sahiptir. Ekonomik potansiyel bağlamında bugün Ümmet, dünyanın en büyük petrol, doğalgaz, maden ve tarım arazi oranlarına sahip olduğu gibi, genç erkeklerden ve genç kızlardan milyonlarca yetenekli insan gücüne sahiptir.

Ey Afganistan’daki Müslümanlar!

Yalnızca İslam’ın Yönetim Nizâmı olan Hilâfet, İslam Ümmeti’nin, Dîninin, topraklarının, servetlerinin ve nâmuslarının kalkanıdır. Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] bunu şöyle bildirmiştir:

İmâm [Halîfe] ancak bir kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur.

Asırlar boyunca İslâmî Hilâfet Devleti, dünyanın tek birinci devleti idi. Bugün de İslam sayesinde Müslümanlar, parçalanmışlık ateşinden kurtulabilir, tek bir güçlü devlet olarak dünya arenasına atılabilirler. Nitekim Allah [Subhânehu ve Te’alâ] tüm Müslümanlara, tek bir Ümmet olmalarını emretmiştir. Dilleri, ırkları, renkleri veya mezhepleri ne olursa olsun…

Ey Afganistan’daki Müslümanlar!

Sizler, cesur Müslümanlarsınız, Ribat topraklarının ahâlisisiniz. Sizler târihiniz boyunca Kâfirin hâkimiyetini reddetmişsinizdir. Sizler İslam’ın evlatları, erkekleri ve kızlarısınız. Sizin atalarınız öylesine dirençli ve azimli kimselerdi ki İslam Dîni onlar sayesinde diğer tüm yaşam tarzlarına gâlip gelmişti. Yine sizler, Kâfir İngiliz İmparatorluğu’nun ordusuna, küstahlığının zirvesinde olduğu bir zamanda, târihinin en acı dersini vermişsinizdir. Yine sizler, Sovyet İmparatorluğu karşısında öylesine dikildiniz ki sizin sayenizde aldığı darbelerle hem devleti hem ideolojisi yıkılıp gitmiştir. Ve şimdi de Batılı Sömürgecilere karşı öylesine direniyorsunuz ki içlerine korku düşmüş ve kendi mekânlarını korumaktan âciz kalmışlardır.

Tüm bunların ötesinde sizler, müjdesiyle gönlünüzü ferahlatan Hâtem-un Nebiyyîn, Nebîlerin Mührü [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in Ümmetisiniz. Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] bunu şöyle bildirmiştir:

Sonra da Nübüvvet Minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır. [İmâm Ahmed, Musned’inde tahric etti]

İşte böylece Hizb-ut Tahrir / Afganistan, İslâmî Hilâfet Devleti’ni yeniden kurmak üzere çalışmaya katılmanız için hepinize çağrıda bulunmaktadır. Hizb-ut Tahrir’in şebâbı zaten tüm İslâmî beldeler üzerinde çalışmaktadır. Türkiye’den Endonezya’ya... Mısır’dan Orta Asya’ya kadar… Öyleyse seçkin amellerde kardeşleriniz ile birlikte yarışın ve mevcut rejimleri İslam’ın Yönetimi ile değiştirmek üzere bu küresel çabaya katılın! Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın size olan vaadini hatırlayın:

Allah, sizlerden îmân edip sâlih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halîfe kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halîfe kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini (İslam’ı) yeryüzünde hâkim kılacağını, (geçirdikleri) bu korkularını güvene çevireceğini vaâdetti. [en-Nûr 55]

 

 HİZB-UT TAHRİR
 Afganistan
H. 26 Cumâde’l Âhira 1427
M. 22 Temmuz 2006
R. 02 Serêtan 1385