Zillet ve
Utanç Zamanında Kutlama!
Dün, 9 Temmuz 2006 günü, sözde “Barış”ın birinci yıldönümü kutlandı.
Bu yıldönümü törenleri nedeniyle tüm kurum ve kuruluşlardaki çalışma
mekânizmaları tatil edildi. Bu münâsebetle, Ümmetin karanlık
günlerinden olan bu meş’um günde meydana gelenleri Ümmete
hatırlatmak maksadıyla aşağıdaki hakikatleri açıklıyoruz:
1. Bugün, Laik [Dinsiz] -sözde- Geçici Anayasa vâsıtasıyla İslam’ı
devletten ve toplumdan tamamen uzaklaştırmanın gerçek bir başlangıcı
olmuştur. Bu ise temel hakların ve yükümlülüklerin esâsının, Allah
[‘Azze ve Celle]’nin şu kavline muhâlefet edilerek İslâmî ‘Akîde
değil de vatandaşlık olduğu şeklinde ifadesidir.
Hüküm ancak Allah’a aittir. O size Kendisinden başkasına kulluk
etmemenizi emretmiştir. [Yûsuf 40]
2. Bugün, Kâfirler için ülke aleyhine bir otorite verilmiştir. Bu da
bir Kâfirin Müslümanlar üzerine yönetici atanmasıyla ve doğusundan
batısına, güneyinden ortasına kadar sorgusuz-sualsiz elini-kolunu
sallayarak ülkeyi dolaşan her türden Kâfir devletlerarası
kuvvetlerin elinin serbest bırakılmasıyla olmuştur. Oysa Allah
[Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:
Muhakkak ki Allah, Kâfirler için mü’minler aleyhine asla bir yol
vermeyecektir. [en-Nîsa’ 141]
3. Bugün, “ayrılıkçı” self-determinasyon kararı diye bilinen yolla
Güney Sudan’ın Kuzeyinden ayrılmasının ve Sudan’ın geri kalanının da
parçalanmasının altyapısını hazırlamanın resmî başlangıcı olmuş ve
böylece Nebî [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in şu kavline muhâlefet
edilmiştir:
İşleriniz (yönetiminiz) tek bir adam üzerinde birleşmiş iken, her
kim gelir de âsânızı kırmak veya cemaatinizi (bütünlüğünüzü)
parçalamak isterse, onu hemen öldürün!
4. Dinka’lı ve Mesîriyye’li olan halkı selâmet, dünürlük ve dostluk
içerisinde yüzlerce yıl yaşadıktan sonra, Amerikan çıkarları
çatışmasındaki rolünü bekleyen Ebiyi meselesi bu barış nâmına
türetilmiştir.
5. Dârfûr ve Doğu Sudan’daki silahlı hareketlerin, Güney Sudan
isyancılarının elde ettiği kazanımların aynısını talep ederek
harekete geçmesi ve partizanca, geçici ve bencil kazanımlar uğruna
Ümmetin meselelerinin dışlanıp satışa çıkarılması çağrılarının
çoğalması bu sözde barışın ifrâzâtındandır. Bu bâtıl yolla istenen
hak talepleri, mevcut egemen devleti, kendisi ile aralarında otorite
ve servet paylaşımı yapmak, “mâlik olmayandan müstehâk olmayana bir
lütufta bulunmak” üzere için silah taşıyan herkes ile müzâkere yapar
hale getirdi.
6. Nifâşâ’da gerçekleşenler ise ülkeyi parçalamak, servetleri
yağmalamak ve İslam’ın devlet ve toplum vakıasına yeniden dönmesini
engellemek maksadıyla Afganistan ve Irak’ta savaş ile
yapamadıklarını sözde barış namına burada yapabilsin diye Sudan’ı
devletlerarası Amerikan vesâyeti altına sokmuştur ki Amerika
Sudan’dan hareketle İslâmî Âleme pençesini geçirebilsin. Aslında bu
meş’um yıldönümü yerine; Allah’ın Kitâbı’na ve Rasulü [SallAllahu
‘Aleyhi ve Sellem]’in Sünneti’ne sarıldıkları sürece ehlinin asla
sapıtmayacağı Hakka ulaşılarak ve Nebiyy-ul Kerîm [SallAllahu
‘Aleyhi ve Sellem]’in şu kavlini doğrulayarak Allah’ı tefekkür edip
O’na dönüşün yıldönümü, bu çarpık gidişâtı ve sapık yolu görüp onu
değiştirmiş olmanın yıldönümü olmalıydı.
Aranızda (öyle) iki şey bıraktım ki bunların ardında olduğunuz
(sarıldığınız) sürece asla sapıtmayacaksınız: (Bunlar) Allah’ın
Kitâbı ve Benim Sünnetimdir.
