-Basın Açıklaması-
Yeniden-Adaylık Tiyatrosunu Reddettiği İçin San’a’daki Siyâsî
Güvenlik Hapishanesinin Zindanlarına Atıldı
28.06.2006 Çarşamba günü öğle vaktinde, başkent San’a’nın orta
kesiminden olan 42 yaşındaki Mühendis Şefîk Hamîs Yuslim, Siyâsî
Güvenlik Birimi “timleri” tarafından kaçırılarak Birim’in San’a’daki
zindanlarına götürüldü. Kendisi, Ebyan -Zencibar- el-Husn bölgesinin
evlatlarından olup Petrol ve Maden Bakanlığı’na bağlı Jeolojik
Etütler Enstitüsü’nde görevliydi.
Mühendis ne savaş suçlusu idi, ne yol kesen bir gaspçı idi, ne kamu
mallarını hortumlayan bir harâmî idi, ne de yeryüzünde bozgunculuk
yapan bir müfsid idi! Bilakis onun tek suçu; ’Alî ‘AbdAllah Sâlih’in
ucuz “Yeniden-Adaylık Tiyatrosu”nu reddetmesi idi. Tam da bu zorla
kaçırma sırasında Cumhurbaşkanı; “Ben hiç kimseyi öldürmedim, hiç
kimseyi kaçırmadım ve hiç kimseyi hapsettirmedim” şeklinde
açıklamalar yapıyordu. Tam da bu sırada yine 25-26 Haziran
tarihlerinde düzenlenen ve katılımcıların konferanstan
beklentilerini içeren sonuç bildirisinde anlaşmaya varamadıkları
için başarısızlığa uğrayan demokrasi konferansı yapılıyordu.
Yani öyle bir demokrasi ki kamu mallarından harcanarak ’Alî
‘AbdAllah Sâlih lehine gösteriler yapılıyor, mitingler düzenleniyor,
halk yığınları seferber ediliyor, konferanslar ve seminerler
toplanıyor, ama muhâlif görüşler tutuklanıp hapsediliyor! Yani öyle
bir demokrasi ki Devletin ve Cumhurbaşkanı’nın lehine olduğu zaman
düşünce ve ifâde hakkına izin veriliyor, ama bunların ve yeryüzünde
bozgunculuk çıkaranların aleyhine olduğu zaman ne düşünce ne de
ifade hakkı tanınıyor! İşte bu, haksız bir paylaşım ve zulüm üstüne
zulümdür! Bu da Devletin ve Cumhurbaşkanı’nın demokratik oldukları
ve insan haklarını çiğnemedikleri iddialarının fasa-fiso saçmalıklar
olduğunu kanıtlamakta, devletin martavalcı olduğunu ve ’Alî
‘AbdAllah Sâlih’in kendisini aday göstermeme kararından
vazgeçeceğini göstermektedir. Zaten yalancının ipi kısadır ve
günlerden bir gün ifşâ olacaktır!
Sizi, Ey Gazeteci Kardeşler, düşünce tutuklusu Mühendis’in yanında
ve kendisi ile ailesini yıldırmaya yönelik bu zulmün karşısında
tavır almaya çağırıyoruz. Nitekim hiç kimsenin haberi olmaksızın
kaçırılıp kaybolmasının üzerinden uzun zaman geçtiği halde,
zindandaki yeri hâlen bilinmemektedir. Velâkin Allah her şeyi
bilmektedir. Yerde ve gökte hiçbir şey Allah’a gizli kalmaz.
[İbrâhîm 38]
Belki de Siyâsî Güvenlik Birimi, Hizb-ut Tahrir şebâbını
kaçırılmaksızın yerinde oturamıyor, rahat edemiyor veya
uyuyamıyordur. Çünkü Şeyh İbrâhim ‘AbdulBârî el-Ehdel henüz serbest
bırakılmamışken bu kez Mühendis Şefîk Yuslim tutuklanmıştır. Şu
halde Güvenlik Birimlerine Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın şu
kavlini hatırlatıyoruz: Sakın Allah’ı, zâlimlerin yaptıklarından
habersiz sanma! Ancak Allah onları (cezalandırmayı) gözlerin dışarı
fırlayacağı bir güne ertelemektedir. [İbrâhim 42]