-Basın Açıklaması-
Ürdün İçişleri Bakanı ‘Iyd el-Fâyiz, Birleşmiş Milletler İşkence
Özel Raportörü Manfrick Novak ile görüşmesi sırasında, “Ülkede
herhangi bir siyâsî tutuklu veya düşünce tutuklusunun bulunmadığını”
açıkladı. İçişleri Bakanı’nın bu açıklaması, Ürdün yönetiminin
“Utanmaz Yalancılık” konusunda son derece uzmanlaştığını teyit
etmektedir. Çünkü bu sav, Ürdün yönetiminin İngilizler eliyle ortaya
çıkarıldığı günden bugüne kadar Ürdünlü yetkililer tarafından
tekrarlanadurmaktadır. Mâdem öyle, bu Ürdün Yönetimi, zindanlarında
tutuklu bulunan Hizb-ut Tahrir şebâbını ne diye
isimlendirmektedir?
Hizb-ut Tahrir’in şebâbı, siyâsî meselelere ve Müslümanların
önemsediği meselelere ilişkin görüşlerini ortaya koydukları için
tutuklanmaktadırlar. Yine sırf Hizb-ut Tahrir’e üye oldukları
için tutuklanmaktadırlar. Oysa Hizb-ut Tahrir, tüm ölçülere
göre ve İslâmî Ümmet’in düşmanları olan Kâfir devletlerin
itiraflarına göre de siyâsî bir partidir. Ve yine Hizb-ut Tahrir’in
şebâbı, başka bir şey için değil, yalnızca Rasulullah [SallAllahu
‘Aleyhi ve Sellem]’in Râyesi’ni, Râyet-il ‘Ukâb’ını yükselttikleri
için tutuklanmaktadırlar. ‘Iyd el-Fâyiz’in bu yalan açıklamasını
yaptığı sırada, Askerî Devlet Güvenlik Mahkemesi; ‘AbdurRahîm
Merrâr, Suheyb Fâhûrî, Halîl Zellum, Mu’tâz Zellum, Muhammed Zellum
ve Takiyyuddîn ‘Ayiş hakkında bir buçuk yıl ve Doktor Zekeriyyâ
Fâlih hakkında da iki ay hapis cezâsı hükmünü verdiğini açıklıyordu.
Onların, Mübârek ‘Iyd-ul Edhâ [Kurban Bayramı] sabahı mescidler
üzerine
Râyesini asmaktan başka hiçbir suçları yoktu! Mâdem hiçbir siyâsî
tutuklu veya düşünce tutuklusu yok, o halde Yönetim ve İçişleri
Bakanı, bu tutukluları ne diye isimlendirmektedir?!
Gerçekten Hizb-ut Tahrir ve şebâbı ile bu mevcut yönetimin
misâli, Mûsâ [‘Aleyhi’s Selâm] ile Fir’avn’un misâli gibidir:
(Fir’avn) dedi ki: “Benden başkasını ilah edinirsen and olsun ki
seni zindandakilerden ederim.” [eş-Şûrâ 29]
İşte bunun gibi Ürdün Fir’avn’u olan “Kraliyet Rejimi” de, İslam’a,
yalnızca İslam’a dâvet ettiği için Hizb-ut Tahrir’den intikam
almaktadır. Yine bu Fir’avn’u, Kâfir devletlerdeki efendilerinin
uykularını kaçıran Râşidî Hilâfet Devleti’nin kurulması için
Hizb-ut Tahrir’in dâvet etmesinden başka bir şey de
çıldırtmamaktadır.
Daha ne zamana kadar, Ey Müslümanlar! Bu yönetim sizi yalanlar ve
saptırmalar ile aldatacak, kavminin Fir’avn’dan korktuğu gibi sizi
de korkutacak? Rabbinizi râzı edip bu yönetime haddini bildirecek
bir tavır takınarak, tüm râyelerin üzerine
râyesini çıkarmak üzere
Hizb-ut Tahrir ile birlikte çalışmanızın zamanı gelmedi mi?