Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Resmî Sözcülüğü
Türkiye Vilâyeti

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

Arabuluculuk mu, Laf Taşıma Misyonu mu?

Türkiye Dışişleri Bakanı Abdullah Gül, hafta sonu İran’a gitti. Ziyâreti sırasında İran’ın nükleer çalışmaları konusunda yaşanan devletlerarası kriz hakkında temaslarda bulunup, çok sayıda yetkili ile görüştü. Dışişleri Bakanlığı ziyâret ile ilgili yaptığı açıklamada, Bakan’ın krizin çözümü konusunda “arabulucu/kolaylaştırıcı” rolü ile İran’a gittiğini belirtti.

29 Haziran’daki G8 Dışişleri Bakanları Toplantısının hemen öncesine tekâbül eden bu ziyâretin zamanlaması da hayli ilginçtir. Nitekim Bakan, İran’dan sonra Rusya’ya, oradan 5 Temmuz’da randevulaştığı ABD Dışişleri Bakanı Rice ile görüşmek üzere Amerika’ya, geri dönüşünden hemen sonra da 8 Temmuz’da Irak’a Komşu Ülkeler Toplantısı için yeniden İran’a gidecektir. Dolayısıyla bu ziyâretiyle İran’dan edindiği izlenimleri Amerikalı yetkililere bildireceği, onlardan aldığı tâlimatları da İran’a götüreceği anlaşılmaktadır!

Artık şüphe kalmamıştır ki AKP Hükümeti, sömürgeci Kâfirlerin, bilhassa Amerika’nın hizmetindedir. Yoksa kâfirlerin çıkardığı kriz için ne diye çırpınmaktadır? Hangi akla hizmetle halkı Müslüman bir ülke olan İran’a karşı Kâfirlerin yanında yer almaktadır? Hangi bedel karşılığında Rice Kâfirine laf taşımaktadır? Kolaylaştırıcı vasfıyla kimin sömürgeci politikasını kolaylaştırmaktadır? Dışişleri Bakanlığı yetkilileri, Bakan’ın -isim belirtmeden- Amerika’nın mesajlarını değil, Ankara’nın kendi pozisyonu ve soruna bakışını aktaracağını açıklamaktadırlar. Ankara’nın kendi pozisyonu ve bakışı mı varmış? Hani nerede, Kaf Dağı’nın ardında mı?!

Dünyanın baş belası, sömürgeci vahşi sırtlanlar, nükleer çalışma yapıyor diye halkı Müslüman bir ülkenin üzerine çullanmakta ve Türkiye’nin Dışişleri Bakanı’na bu noktada utanç verici bir “laf taşıma misyonu” verilmektedir. Yoksa Bakan İran’ın nükleer çalışmalarının engellenmesi için bu kadar çırpınırken, neden yahudi varlığının nükleer silahlarından hiç bahsetmemektedir?

Hiçbir Kâfirin doğrudan veya uşak edindikleri müptezel yöneticilerin arabuluculuğu ile dolaylı olarak Müslümanların işlerine burnunu sokmaya hakkı yoktur. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

Muhakkak ki Allah, Kâfirler için mü’minler aleyhine asla bir yol (egemenlik) vermeyecektir! [en-Nîsa 141]

Müslümanlar tüm gayretlerini sadece nükleer çalışmalara değil hatta en gelişmiş nükleer silahlara sahip olacak Raşidi Hilafet Devleti’ni kurmaya harcamalıdırlar ki Allah’ın düşmanlarını, bizim düşmanlarımızı ve bunlardan başka bizim bilmeyip de Allah’ın bildiği diğerlerini korkutabilsin, hatta korkutmakla yetinmeyip Filistin’de, Irak’ta ve işgal altındaki diğer beldelerde inletilen mazlum kardeşlerimizin imdâdına koşsun!

  Yılmaz Çelik  
Hizb-ut Tahrir
Resmi Sözcüsü

Türkiye Vilâyeti

H. 01 Cumâde’l Âhire 1427
M. 27 Haziran 2006

Adres: Kâzım Karabekir Caddesi, Öğün İşhanı No: 40/71 İskitler / Ankara
Telefon: +90 312 311 61 13   Web: www.turkiye-vilayeti.org
E-mail: yilmazcelik@turkiye-vilayeti.org / yilmaz_celik1924@yahoo.com.tr