- Basın Açıklaması -
Münâsebetsiz Tartışma
Yerel bir gazetenin ilk sayfasında şöyle geçti: “Fransız
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Jean-Baptiste’in; henüz tamamlanmayan
Başbakan el-Harîrî suikasti soruşturmasından dolayı Başbakan Fuad
Sinyora’ya çağrı yapıldığı halde Cumhurbaşkanı Emil Lehud’a
yapılmamasına dikkat çekmesinden sonra Frankofon Krizi şahsî bir
boyut kazandı.”
Eğer akıllarda Ümmeti dışa bağımlılık tehlikesinden koruma düşüncesi
varsa, bu konu cevaplamakta fazla zorlanılmayacak birçok soruyu
beraberinde getirmektedir:
Konunun, politik ağızları bu kadar meşgul etmesinin ne mânâsı
vardır? Frankofon Zirvesi üzerine, misyon şeflerinin ortaya çıkarıp
günlerdir medya organlarında ve kısır tartışmalarda devlet
başkanlığı makâmı ve geleceği etrafında dönüp duranlar neyin
nesidir?
Koltuklar ve kontenjanlar üzerine şekillenen çatışmanın dâhili
çekiciliği, bazıları nezdinden büyük musîbetten daha öncelikli
olmadı mı? O büyük musîbet ki tüm tarafların Lübnan’ın, orada-burada
sömürgeci devletlerin gözetiminde -ki bu durumda, bu Lübnan siyâsî
varlığnı fırkacı bir bileşim olarak îcad edip bu ülkenin halkına
mîras olarak on yıllardır yıkım, katliam ve terör bırakan
Fransa’dır- düzenlenen zirvelere aşağılık bir halde çekilip
götürülsün diye boynuna bağlı yular ile kalmasına râzı olmasıdır.
Lübnan halkını aralarındaki yakın ilişkilerden soyutlayıp
tutkularını dar sınırlara hapsedilmiş bırakan Sykes-Picot
anlaşmasını dayatan devlet Fransa değil midir? O Fransa, Lübnan’ı,
Cezayir’i veya … ilişkilerinde yeni bir sayfa açmak üzere Bush’un
teröre [İslam’a] karşı savaşında katıldığı Afganistan’a yönelik
saldırıya kadar işgâl ettiği tüm diğer beldelerde işlediği
cürümlerinden, bıraktığı eserlerden dolayı özür diledi mi?
Bizler bu duruma o veya bu tarafın baktığı açıdan bakmadığımız gibi
tarafların, hangi Batılı sömürgeci devletin tutumu ile
Cumhurbaşkanlığı konusunda kumar oynadıkları da bizi
ilgilendirmemektedir. Çünkü sadece Fransa’nın değil, aynı zamanda
Lübnan’daki hasmı Amerika’nın da bu ülkenin işlerine yönelik küstah
müdâhalelerinin hiçbirini kabul etmiyoruz. Nitekim her iki tarafın
da uzaktan kumanda cihazları ile çalışan yerli işbirlikçileri
vardır. Büyük oyuncular bizi hezeyâna uğratıp çatışmalarında
kullanırlarken, Lübnan’daki siyâsî çalışmalar, daha ne zamana kadar
dar bakışlı ve geçici çıkarlara dayalı projelere mahkum kalacaklar?
Şu bir gerçek ki hangisi olursa olsun her Sömürgeci devletin uzanan
kollarını kesip atmak üzere Ümmeti şemsiyesi altında toplamaya hırs
gösteren, geniş hedeflere sahip, izolasyondan uzak, kapsamlı bir
siyâsî projeden başka hiçbir alternatif yoktur.
Tüm siyâsî fırkalara, Ümmetin izzetini gerçekleştirmek için çağrıda
bulunuyoruz ki İslâmî Hilâfet Devleti Projesi’ni
benimsesinler ve gece-gündüz bu uğurda çalışsınlar.