Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Yemen Vilâyeti Medya Bürosu

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

-Basın Açıklaması-

Anglo-Amerikan Çatışması ve “İlkeler Anlaşması”nın İmzalanması

Yemen Cumhurbaşkanı’nın, Yemen’deki siyâsî güçler arasında bir “Taahhüt Belgesi” veya “İlkeler Anlaşması” imzalamaya çağırması ilk defa olmayıp bir benzeri 2003 yılı genel seçimleri öncesi, 2003 yılı Şubat ayında ortaya atılmıştır. Peki, böylesi çağrılara neden başvurulur?

Böylesi anlaşmalara, taahhütlere ve mukâvelelere; yeni ortaya çıkmış acemi devletler veya neredeyse varlığını sarsıcı krizler geçiren devletler veya Somali, Irak, Sudan ve Lübnan’da olduğu gibi savaşlar, kaoslar ve fitneler deneyimi yaşayan devletler veya Yemen’de olduğu gibi yönetim nizamının ülkenin sorunlarına çözüm üretmekten acîz kaldığı devletler veya muhâlefeti kontrol altına alarak yönetim nizâmına boyun eğdirmeye çalışan devletler başvurur!

Böylesi anlaşmaların ve sözleşmelerin peşine düşenler, ya devletlerarası veya yerel güçler olur, ya egemen devlet otoritesi olur ya da taraflar arasındaki arabulucu güçler olur. Amacı ise, ya herhangi bir hususu ortaya çıkarmak veya yerleştirmek olur, ya önem atfedilen bir konuda kamuoyu oluşturmak olur ya da devlet otoritesinin parçalanmış dayanaklarını sâbitleştirmek olur.

Bu minvâlde iktidar partisi ile “müttefik” partiler arasında 18.06.2006 Pazar günü, Yemen’in günden güne kötüleşen sorunlarını asla çözemeyecek formalitelerden ibâret kısır döngü üzerinde bir “İlkeler Anlaşması” imzalandı.

[Ardında Amerikan girişimleri bulunan] “müttefik” partiler; seçim komisyonu oluşturulması, sanal oyların gözlem altına alınması, alt ve üst komisyonlarda partilerin temsil edilmesi ve iktidarın kontrolü altındaki ordu, güvenlik birimleri, medya, finans ve kamu hizmetleri odaklarının tarafsızlaştırılması konularında egemen otoriteyi sıkboğaz etmeye çalışmaktadır. Nitekim “müttefik” partiler, birçok Batılı kuruluşlar tarafından desteklenmiş ve bu girişim, seçimleri boykot, sokakları tahrik ve devletlerarası kuruluşlara ile Batılı büyükelçiliklere başvuru tehditlerinden sonra gelmiştir. İşte buradan da Amerika’nın önünü kessin diye bu “İlkeler Anlaşması” ileri sürülmüştür. Dolayısıyla bu, Yemen ile siyâsî güçleri üzerinde cereyân eden Anglo-Amerikan çatışmasının gölgesindeki bir İngiliz plânıdır ki hayatın her alanında âfetlerin yayılmasından sonra Yemen’deki egemen iktidar için siyâsî bir çıkış oluşturulabilsin, devlet sistemine, dış yardımlara ve kredilere lâyık demokratik ve çoğulcu olduğuna dâir bir meşruiyet verilebilsin ve yine siyâsî hayata ve hayatî kararlar alınmasına katılamamalarından kaynaklanan insanların öfkesi dindirilebilsin, insanlar köklü değişimden uzaklaştırılıp 1999 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde olduğu gibi katılımları formaliteden ibâret hale getirilebilsin, yine insanların dikkatleri, hayatın her alanında İslam’dan ve Allah’ın Şeriati’nin tatbikinden uzaklaştırılıp demokrasiye ve seçimlere çekilebilsin ve insanların akılları, yeryüzündeki yozlaşmadan ve kokuşmadan çelinebilsin.

Bu nedenle San’a’daki egemen devlet, “İlkeler Anlaşması”na sığınmıştır ki mevcut zor dönemi aşabilsin, “müttefik” partileri mevcut sorunların ve yayılan fesâdın bataklığına sokabilsin ve tüm âfetlerin sorumluluğunu, tüm kesimlerin üzerine yükleyebilsin, sadece Cumhurbaşkanı’nın değil!

Hiç şüphe yok ki Yemen’deki olayların seyrinde bu Anglo-Amerikan çatışmasının büyük bir rolü vardır. Zîra burada hem Amerika’nın hem de İngiltere’nin öteden beri süregelen bir çalışması vardır. Nitekim İngilizlerin Yemen’in ordusunda, siyâsî ortamında, siyâsî, kabilevî ve kapitalist haritasında ve devlet yönetiminde, adamları üzerinden belirgin bir nüfuzu vardır. Amerika ise San’a’ya peşi sıra gönderdiği sefîrleri vasıtasıyla kendisine ajanlar edinmeye çalışmaktadır, ancak şu ana kadar başarısız kalmıştır.

Amerika, “Yaratıcı Kaos” teorisi ile, “müttefikler” ve “iktidar” arasında sorunlar ve olaylar çıkarmaya girişmiş ancak başarısız olmuştur. Bunun delîli, “İlkeler Anlaşması”nın imzalanması ve Amerikan plânlarının kenara atılmasıdır. Dolayısıyla bu “anlaşma”, Amerika’ya çarpan şiddetli bir tokat ve İngiltere’nin perde arkasından başarısıdır ki bunu, önümüzdeki günlerde göstereceği tepkilerde ve Yemen hakkında yayınlayacağı seçim, insan hakları ve demokrasi raporlarında göreceğiz.

Amerikan plânı, seçim oyununa katılanların Amerika’yı râzı etmelerini hedeflemektedir. Çünkü burada, terörizm ile mücâdele ve Ortadoğu’ya yönelik projelerin ve konferansların sürdürülmesi gibi devletlerarası kazanımlar vardır ki bu projeler, bölgedeki yöneticiler tarafından yürütülen projelerin dışına çıkmayacaktır.

Gerçek şu ki bu tür plânlamalar önceden ve detaylı olarak hazırlanır. Nitekim şu sıralar Cumhurbaşkanı’nı aday olmamaktan vazgeçirmeye yönelik sempozyumlar, gösteriler, konferanslar ve çağrılar böyledir. Zîra o, seçilmiş oyuncular olmaksızın oyuna girebilecek durumda değildir ki oyun tamamlanabilsin. Velhâsıl demokrasi, gerçek yöneticilerin genellikle kapitalistler olduğu bir sistemdir ve adayların kapitalistlerin koşullarına uygun olmaları kaçınılmazdır.

“Müttefikler”in bu seçimlere katılması, mevcut nizâma bir meşruiyet verecek, imajını düzeltecek, ömrünü uzatacak ve sorunları daha da artırıp toplumu sıkıştıran düğümlere birçok yeni düğümler eklenecektir.

Muhakkak ki Yemen halkı, bu şekilde otoritesi gasp edilirken uzun süre eli-kolu bağlı durmayacaktır. Nitekim “müttefikler”, bir dönemde dayandıktan sonra halkın ümitlerini kırmış, birçok faaliyetlere ve gösterimlere dalmışlardır. Zîra “bir gürültü işitiyoruz, ancak boş ceviz kabuğundan başka bir şey göremiyoruz.” Amerika’nın baskılarından, sorgulanma korkusundan ve “müttefik” partilerin tutumundan dolayı az da olsa bazı reform emâreleri görmüştük. Hatta Cumhurbaşkanı konuşmalarında, “Koltuk ateştir” veya “Kara yılan soktuğu zaman…” gibi ibâreler geçiyordu. Ama şimdi, “Müttefikler”in “Kahtân’ın pirzolası”nı yemelerinden sonra işler değişti. “Müttefik” partilerin ortak sözcüsü Muhammed Kahtân, en-Nâs Gazetesi’ne verdiği önceki demecinde şöyle diyordu: “Bu defa pirzolayı bırakıp kemikle yetinmeyeceğiz.” Demek “Müttefikler” pirzola yerken halkın önüne kemik atacaklar, öyle mi?!

Şüphesiz bu anlaşma, perde arkasından çalışanların İngilizler olduğuna işâret etmektedir. Velâkin bu halk artık bilinçlenmiştir ve aynı delikten birçok kez sokulmayacaktır.

 

 HİZB-UT TAHRİR
 Yemen Vilâyeti Medya Bürosu
H. 23 Cumâde’l Ûlâ 1427
M. 19 Haziran 2006