İslam,
Çekişmenin Kaldırılması İçin İslâmî ‘Akîde’nin Esâs Alınmasını
Gerektirir
Hartum Gazetesi, 19 Haziran 2006 Pazartesi günü yayınlanan 6064
sayılı baskısının ilk sayfasında, “Doğu Cephesi, Nifâşâ
Anlaşması’nın müzâkerelere esâs olmasını reddediyor” başlıklı bir
haber yayınladı. Haberde şöyle denildi: “Hartum, Nifâşâ Barış
Anlaşması’nın müzâkerelerin esâsı olması hakkındaki anlaşmazlığın
hâlen mevcut olduğunu belirtmiştir. Hükümet bu görüşü desteklerken
Doğu Cephesi, Nifâşâ Anlaşması’nın Güney sorunuyla alâkalı olduğunu
ve Sudan’ın diğer vilâyetlerine tatbikinin mümkün olmadığını
düşünmektedir.” Hükümet ile Doğu Sudan’daki İsyancı Hareket
arasında Eritre’nin başkenti Esmerâ’da süren müzâkerelerin üzerinden
yaklaşık bir hafta geçmiştir. Yukarıda geçen habere göre, hâlen
sıfır noktasındadırlar ve müzâkerelerin esâsı yani çözümün üzerine
oturacağı esâs hakkındaki anlaşmazlıklar sürmektedir. Şimdi
soruyoruz: Sizler Müslüman değil misiniz? Allah’a ve Rasulü’ne
inanmıyor musunuz? İslam, hasımlaşma ve çekişme esnasında mürâcaat
edilecek esâsı sınırlandırmamıştır?
Muhakkak ki İslam, İslâmî Akîde’nin yani Allah [‘Azze ve
Celle]’nin Kitâb’ını ve Rasulü [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in
Sünneti’nin çekişme yaşandığında, hakem olmasını kesin bir şekilde
sınırlandırmıştır. Zirâ Allah [‘Azze ve Celle] şöyle buyurmuştur:
Eğer herhangi bir hususta çekişirseniz, -Allah’a ve Âhiret Günü’ne
gerçekten inanıyorsanız- onu Allah’a ve Rasul’e götürün. Bu, hem
daha hayırlı hem de netice bakımından daha güzeldir. [en-Nisâ
59] Üstelik Allah [Subhânehu ve Te’alâ] hasımlaşma ve çekişme
esnâsında İslam’ın dışında bir şeye muhâkeme olan kimseden imânı
nefyetmiştir. Zirâ Allah [Azze ve Celle] şöyle buyurmuştur:
Hayır! Rabbine andolsun ki onlar aralarında çıkan anlaşmazlıklarda
Seni hakem kılıp sonra da içlerinden hiçbir sıkıntı duymaksızın
verdiğin hükme tam bir teslimiyet ile teslim olmadıkça îmân etmiş
olmazlar. [en-Nîsa’ 65]
Nifâşa ve Abuca’da Allah’ın Kitâb’ı ve Rasulü [SallAllahu ‘Aleyhi ve
Sellem]’in Sünneti dışındakilere muhâkeme neticesinde meydana
gelenler bizleri bu kötü hale ulaştırmıştır. Yine bu, orduları ve
toplulukları ile Sömürgeci Kâfir’in pençesini beldemiz üzerine hâkim
kılmıştır. Öyleyse Allah’a ve Rasulü’ne itaat edin ve hevâya tâbi
olmayın. Yoksa daha önce Nifâşa ve Abuca’da dalâlete düştüğünüz gibi
dalâlete düşersiniz. Şu halde hem yönetiminiz için hem sorunların ve
meselelerin çözümü için, hem de çekişmenin kaldırılması için İslâmî
Akîde’yi tek esâs haline getirin! Allah [‘Azze ve Celle] şöyle
buyurmuştur: Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Rasulü’ne
dâvet edildikleri zaman, mü’minlerin sözü ancak “İşittik ve itaat
ettik” demeleridir. İşte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir!
[en-Nûr 51]
