Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Resmî Sözcülüğü
Türkiye Vilâyeti

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

Acaba bunu onlara akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? [et-Tûr 32]

Son dönemde Türkiye medyasında Müslümanların evrensel siyâsî liderliği olan Hilâfet ve Hilâfet’i kurmak için azim ve kararlılık ile mücâdele eden, İslam Ümmeti’nin seçkin siyasi partisi Hizb-ut Tahrir hakkında art niyetli spekülasyonlarda artış gözlemlenmektedir.

9 Haziran 2006 tarihli Vatan Gazetesi’nde; şerir, İslam düşmanı laiklerden birinin “Haçlı Hilâfeti” başlıklı makâlesinde, Fethullah Gülen Hoca’nın Amerika’da bulunması, Amerika ile ilişki içerisinde olması, Kaplancılar grubunun Almanya’daki “kukla” devleti ve Jön Türklerden Enver Paşa’nın Hilâfet’e karşı giriştiği entrikalar iç içe geçirilerek Kâfirlerin desteğiyle bir “Haçlı Hilâfeti” kurulacağı saçmalığı kurgulanarak azgın bir küstahlık ile Hilâfet’e saldırıldı. Oysa yazar, Amerika’nın “Ilımlı İslam” projesi ile Allah’ın emri olan “Hilâfet Devleti” arasındaki farkın ayırtına var(a)mamaktadır. Zîra böyleleri dost edindikleri İngilizler ve Fransızlar ile fısıldaşmaktadır:

(Onların) fısıldaşmaları ancak Şeytandandır. Bu, îman edenleri üzmek içindir. Oysa Şeytan, Allah’ın izni olmadıkça, (mü’minlere) hiçbir zarar veremez. Öyleyse mü’minler Allah’a tevekkül etsinler. [el-Mucâdele 10]

Aynı gün, 9 Haziran’da Zaman Gazetesi’nde yayınlanan, Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. İbrâhim el-Marâşî’nin, “Zerkavi’nin Ölümü Direnişi Sona Erdirir mi?” başlıklı makâlesinde ise şöyle denilmektedir: “…el-Kaide örgütü Irak’ta, tüm Müslüman dünyasını yönetimi altına alacak bir Halîfenin zeminini hazırlama amacıyla yeni bir Hilâfet kurmak için savaşıyor.” Yazarın bu cümlesi, makalenin tümü içerisinde “sonradan eklenmiş” bir cümle gibi durmaktadır. Çünkü yazının akışını bozmaktadır. Dolayısıyla yazı içerisinde uzun uzun kötülenen şiddet eylemleri ile Hilâfet’in kuruluşu arasında suni bir bağlantı kurularak Hilâfet farzına saldırılmaktadır. Buna karşın yazıda Sömürgeci İşgâlci Kâfir aleyhinde hiçbir cümle yoktur.

Yine aynı gün, 9 Haziran’da SESAR araştırma kurumunun “Yaşanan ile Ortaya Çıkan Suçüstü Hâli” başlıklı raporunda şöyle denilmiştir: “TSK, AKP’nin Türkiye’yi sömürgeleştirmesinin ve İngiliz güdümlü Hilafet yönetimine sokmasının önündeki en büyük engeldir… Laik ve Demokratik Cumhuriyeti’ni, İngiliz güdümlü Hilafet devletine dönüştürmeme azmini ortaya koyan Türk Silahlı kuvvetleri...” Bu ifadeleri daha önce birçok kez çürütmüştük. Buna rağmen bu kurumun, bu tür iddialarını son dokuz aydır tekrarlıyor olması, AKP’ye saldırma ve TSK’ya yaranma uğruna, art niyetli, kasıtlı ve zorlama, bir o kadar da gülünç ve tutarsız bir teoriden ötesini yansıtmamaktadır.

Yine aynı gün, 9 Haziran’da Yeni Şafak Gazetesi’nin internet sitesinde, “6’ncı madde TMK’dan çıkıyor” başlıklı Ankara çıkışlı haber, ilginç bir şekilde siteden kaldırıldı. Çünkü haberde, Terörle Mücâdele Kanunu’nun Abdullah Öcalan’a af getirdiği için çokça tartışılan 6. maddesinin aslında Öcalan ile değil, Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurmak için şiddet eylemlerinden uzak, sadece fikri çatışma ve siyâsî mücâdele yoluyla hareket eden Hizb-ut Tahrir ile ilgili olduğu ve bu düzenlemenin, komisyonda yer alan ordu temsilcileri tarafından Hizb-ut Tahrir vurgusu yapılarak engellendiği belirtiliyordu.

Haberde şöyle deniliyordu: “Askerlerin, bu düzenlemeden dolayı Hizb-ut Tahrir gibi ‘terör örgütü üyesi olmaktan dolayı’ ceza alan bazı kişilerin tahliye olacağını savunduğu öğrenildi.” Haberde yer alan bu ifadeden, Laik Dikta’nın tahakkümü altındaki Milli Güvenlik Kurulu’nda daha önce tanımlandığı gibi “Hilâfet ve Hizb-ut Tahrir”in ülkenin güvenliği açısından “en öncelikli tehdit” olarak algılanmaya devam ettiği anlaşılmaktadır. Hem de son dönemde iyice artan şiddet eylemlerine rağmen!..

Bir gün sonra, 10 Haziran 2006 tarihli Star Gazetesi’nde yayınlanan “Zerkavi’siz Bir Dünya Barışa Daha Yakındır” başlıklı makalede ise; Şii Müslümanları hedef alacak bir Hilâfet’ten bahsedilerek şöyle denildi: “(ez-Zerkâvî) Özel sohbetlerde niháî hedefi de şöyle açıklıyordu: ‘Önce Irak’ta Şiiler’e karşı iç savaş. Ardından Irak merkez olmak üzere komşu ülkeleri de kapsayacak bir Hilafet Devleti!

Sayın yazar bu “özel sohbetleri” nasıl dinleyebilmiştir? Önce bu soruya cevap vermeli, ardından şu gerçeği zihnine iyice yerleştirmelidir: Hilâfet Devleti, Müslümanların evrensel liderliğidir. Şiî olsun Sunnî olsun, dili, ırkı, rengi, mezhebi her ne olursa olsun tüm Müslümanların devletidir. Müslümanların Rabbine, Müslümanların Rasulü’ne, Müslümanların Kitâbı’na, Müslümanların maslahatlarına sarılır. Mezkur makâlesinde yazar, böyle bir iddiayı gündeme getirerek ya Hilâfet’in ne demek olduğunu hiç anlamayacak kadar câhil olduğunu, ya da kasıtlı olarak “istihbârat destekli” böyle bir ifade kullanarak kendi nefsine zulmeden bir zâlim olduğunu göstermektedir.

Her biri farklı kesimi temsil eden bu örneklerin ortak özelliği, Sömürgeci Kâfirlere karşı şefkatli ve merhametli, fakat Mü’minlere karşı sert ve şiddetli olmalarıdır. Başka bir ortak özellikleri, hepsinin iyilik ve takvada değil, kötülük ve günahta yardımlaşmasıdır. Her üçünün bir diğer özelliği ise, kendilerine yeryüzünde “bozgunculuk çıkarmayın” denildiğinde, “biz ancak düzelticileriz” dercesine, doğru bir iş yaptıklarını sanmalarıdır. Oysa onlar bozguncuların ve saptırıcıların ta kendileridir de bunun farkında değildirler.

Zîra bunlardan hiçbiri; Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın Kitâbı’na, Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in Sünneti’ne, seçkin İslam târihinin örnekliğine ve aydın aklın gösterdiğine yönelmemekte, kendilerine uyanları da yöneltmemektedir.

Acaba bunu onlara akılları mı emrediyor, yoksa onlar azgın bir topluluk mudur? [et-Tûr 32]

  Yılmaz Çelik  
Hizb-ut Tahrir
Resmi Sözcüsü

Türkiye Vilâyeti

H. 16 Cumâde’l Ûlâ 1427
M. 12 Haziran 2006

Adres: Kâzım Karabekir Caddesi, Öğün İşhanı No: 40/71 İskitler / Ankara
Telefon: +90 312 311 61 13   Web: www.turkiye-vilayeti.org
E-mail: yilmazcelik@turkiye-vilayeti.org / yilmaz_celik1924@yahoo.com.tr