Teşekkür
ve Takdir
Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:
Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenlerin benzeri size de
gelmeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız? Sıkıntılar ve
zorluklar onlara öylesine çarpmış ve öylesine sarsılmışlardı ki
nihâyet Rasul ve beraberindeki îman edenler “Allah’ın nusreti,
zaferi ne zaman?” demişlerdi. Dikkat edin! Muhakkak ki Allah nusreti
yakındır. [el-Bakara 214]
Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] ise şöyle buyurmuştur:
Muhakkak ki Allah bir topluluğu sevdiği zaman onları (musîbetler
ile) imtihân eder. Her kim sabrederse ona sabır (keskinlik) vardır.
Her kim sabretmezse (yakınırsa) ona sabırsızlık (sızlanma) vardır.
Sabredenlerin ve şükredenlerin hamdi ile Allah’a hamd olsun. Salât
ve Selâm tüm Rasullerin Efendisi ve muttakîlerin îmamının üzerine
olsun.
İslam Nîmeti ile bize lütufta bulunan ve dosdoğru Dînine Dâveti
taşımakla bize ikramda bulunan Allah’a hamd eder, Subhânehu ve
Te’alâ’dan imtihanlar karşısında ayaklarımızı sâbit kılmasını, Kendi
yolunda karşılaşılan eziyetlere tahammülde bizleri sabredenlerden
kılmasını temenni ederiz. Muhakkak ki sabır, hakkı söylemek ve hak
ile amel etmek, bu uğurda sapmadan, zayıflamadan ve gevşemeden
eziyetlere katlanmaktır.
Allah’a, çokça bir hamd ile hamd ederim ki kurtararak, esâretimi
tutuklanmaya çevirmeyerek bana bir lütufta bulundu.
Benimle birlikte olan, gerek fiilen harekete geçerek gerek güzel
sözler sarfederek gerekse olayı kınayarak tutuklanmamı engellemek
için uğraşıp katkıda bulunan, bunu hak söz ile dile getiren veya
yazan veya esâretimizin sona ermesi için Allah’a sadâkat ile hayır
duayla yalvaran herkese en içten teşekkürlerimi takdîm ederim.
Özellikle bu hak ve adil dâvâ uğrunda sapasağlam bir tavır
sergileyen, dayanışma gösteren veya destek veren üstaz avukat
kardeşlere teşekkürlerimi arz ederim.
Yine tüm editör kardeşlere, tebrik için hazır bulunan gazeteci
kardeşlere, destek veren yazar kardeşlere veya destek telefonları
açan herkese, özellikle, Elvân, el-Hayat, el-Vifâk, el-Haber,
el-Edvâ’, Ra’y-uş Şa’b, el-İntibâhe, el-Vatan, el-Hayat ve’n Nâs ve
es-Sahâfe gazetelerine de teşekkürlerimi arz ederim.
Ayrıca İslâmî hareket ve cemaatlerdeki azîz kardeşlere, hakkın
yanında gösterdikleri cesur tavırlarından dolayı yaşlılara ve
gençlere, özellikle Hey’et-i ‘Ulemâ-is Sûdân’daki kardeşlere
teşekkürlerimi arz ederim.
Yine el-Hartum, el-Cezirâ ve diğer üniversitelerindeki
akademisyenlere ve öğretim görevlilerine de teşekkürlerimi arz
ederim.
Ayrıca, Umm-u Dermân’ın Kerarrî, el-’Abbâsiyye, Beyt-ul Mâl,
el-Bika’a, el-Fetîhâb ve Mevride bölgelerinin, Bahrî’nin ed-Dur,
Şâb, el-Havcilâb, es-Sâmirâb, Şimbât, ed-Dinâkile, Hıllet-i Havcili,
Hıllet-i Hammad ve eş-Şa’biyye bölgelerinin, Şark-un Nîl’in el-Hâcc
Yûsuf, el-Curayfât ve el-’İylifûn bölgelerinin, Cebel-u Evliyâ’ın
Kelâkilât ve ed-Duhînât bölgelerinin, el-Hartûm’un Vusta, eş-Şecera,
er-Riyâd, et-Tâif, el-Menşiyye, es-Sahafât, Cubra ve el-’İmârât
bölgelerinin heyetlerine de sonsuz teşekkürlerimi arz ederim.
Vedd-u Mudennî, Port Sudan, Dinkale, Şendi, Kustî, el-Ubeyyid,
el-Kadârif, Kisla ve Erku’dan bizzat gelen veya telefon ile ulaşan
kardeşlere de teşekkürlerimi arz ederim.
Ve hâssaten, dâvânın kor ateşine sımsıkı sarılan, hak üzerinde mis
kokulu yüce dağlar gibi sâbit duran, el-Habib el-Mustafâ [SallAllahu
‘Aleyhi ve Sellem]’in yolundan yürüyen, canlarını ve mallarını Allah
yolunda harcayan ve Allah’ın izniyle dönüşü çok yakın olan
Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurarak İslâmî
Hayatı yeniden başlatmak için azim ve kararlılık ile çalışan
dünyanın her tarafına yayılmış Hizb-ut Tahrir şebâbı
kardeşlerime de en içten teşekkürlerimi arz ederim.
Son olarak İslam’ın ve Müslümanların tüm düşmanlarına hatırlatırım
ki en yüce olan Hak’tır ve ondan yüce olan yoktur ve âkıbet
muttakîlerindir!
Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:
İşte Dâr-ul Âhira, Âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve
bozgunculuğu arzulamayanlara veririz. Âkıbet muttakîlerindir!
[el-Kasas 83]
