Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org

 

Allah’a Çokça Bir Hamd ile Hamdolsun

Türkiye’den ve Sudan’dan heyetler, Hizb’in Sudan ve Türkiye’deki iki Resmî Sözcüsünü, hapishaneden çıkmaları münâsebetiyle kutladılar.

Muhakkak ki Allah [Subhânehu ve Te’alâ] bu iki Kerîm Kardeşe, Hizb’in Türkiye’deki Resmî Sözcüsü ile Sudan’daki Resmî Sözcüsü kardeşlere lütufta bulunmuştur:

Birincisi, H. 28 Raceb 1426 el-muvâfık M. 02 Eylül 2005 Cuma günü İstanbul’daki Fâtih Camii’nde yaptığı “Hizb-ut Tahrir’den İslam Ümmeti’ne ve Bilhassa Kuvvet Sahibi Olanlarına Bir Nîdâ” hitâbında bulunmasından dolayı Türkiye’de tutuklanmıştı. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] 18.05.2006 günü onu kurtararak kendisine bir lütufta bulundu.

İkincisi de H. 25 Rabi’-ul Âhir 1427 el-muvâfık M. 23 Mayıs 2006 günü Hizb’in “Abuca Anlaşması, Tâğuta Muhâkeme Olmak ve Ülkenin Sorunlarını Daha da Karmaşıklaştırmaktır” başlıklı beyannâmesinden dolayı Sudan’da tutuklanmıştı. Allah [Subhânehu ve Te’alâ] 01.06.2006 günü de onu kurtararak kendisine bir lütufta bulunmuştu.

Bu münâsebetle insanlar bu iki kerîm kardeşin evlerine akın ettiler ve bu iki beldeden heyetler selâmete kavuşmalarını kutladılar.

Birincisi: Türkiye’de

Resmî Sözcümüz, Kerîm Kardeş Yılmaz Çelik’i; İstanbul’dan, Bursa’dan, Adana’dan, Doğu’daki Kürt vilâyetlerinden, Ankara’dan ve diğer başka bölgelerden heyetler ziyâret ettiler. Heyetler, kutlama için belirlenen üç gün boyunca onun evine gelmeye devam ettiler.

Son günün ardından 04.06.2006 günü Hizb, Türkiye’de, kutlamaya gelenlere ikrâmda bulunmak ve üç gün boyunca kutlamaya gelmelerinden, bilhassa Ankara’daki sözcünün evine yüzlerce kilometre uzaklıktaki bölgelerden teşrif etmelerinden dolayı kendilerine teşekkür etmek üzere genel bir ziyâfet dâveti düzenledi.

Hizb’in Resmî Sözcüsü’nün Allah’ın bir lütfu olarak serbest bırakılmasından duyulan sevinç görüntüleri eşliğinde ziyâfete yaklaşık beş yüz kişi katıldı.

Dâvette, gözleri yaşartan bazı müessir hâdiselerden dolayı ara sıra kesintiler oldu:

1. Sözcümüz katılanlara hitâben, şebâbın ailesini ve yakınlarını, Hizb’in saflarında ilerleyen evlatlarının yanında yer almaya çağıran, onlara destek çıkıp yardımcı olmaya teşvik eden, tâbi olmaya en lâyık olanın Hak olduğunu ve Allah yolunda karşılaşılan tüm eziyetlerin Allah’ın ikrâmına ve rızâsına götüreceğini ve Allah’ın izniyle nusrete doğru hayır kapılarını açacağını vurgulayan bir konuşma yaptı.

2. Sonra Hizb’in şebâbının yakınlarından bazı yaşlı büyükler, Hilâfet hakkında etkili konuşmalar yaparak bu dosdoğru yolda evlatlarının yanında tereddütsüz hazır duracaklarını vurguladılar. İçlerinde yetmiş yaşını geçenler de vardı.

3. Sonra hazır bulunanlar arasında yaşları on üçü geçmeyen delikanlılar kalktılar. Onlardan biri, basîret üzere Allah’a dâvet ettiği için babasının zindanda olduğunu belirttikten sonra, Allah’ın izniyle nusret gelinceye kadar babasının yolunu kendisinin tamamlayacağını söyledi. Ardından bir diğer aslan parçası da aynı tutumu sergileyip İbrâhim [‘Aleyhi’s Selâm] ile babası arasında geçen kıssayı ve bundan alınması gereken ibreti anlattı.

4. Ziyâfet dâveti bittikten sonra gelenlerden yüzlercesi, dışarıda uzun kuyruklar oluşturarak, orada bulunanlardan bazılarının bu kutlamayı âdeta Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın bu Ümmete Hilâfet’i ikrâm etmiş gibi -ki bu Allah’a hiç de zor değildir- hissetmesine yol açan duygulu bir ortamda Sözcümüz ile tokalaşıp dâvetin hayra ulaşması için dua ettiler.

5. 06.06.2006 günü Sözcümüz sıkıntılı anında beraberinde olanlara, hâssaten kalpleri îman ile, Allah’ın, Rasulü’nün ve mü’minlerin sevgisi ile dolu Müslümanların geneline, karşılaştığı eziyeti dile getiren avukatlara, medya organlarına, Allah yolunda söz ve eylem olarak hak söz ile amel eden herkese teşekkür ettiği bir beyannâme yayınladı.

Laik medya organları, bu beyannâmeyi, ücret karşılığında bile, yayınlamayı reddettiler. Zîra bu medya organları, bu Ümmete Dînini, izzetinin ve kalkınmasının tek yolu olan Hilâfeti hatırlatan herhangi bir şeyi işitmeye ve dile getirmeye tahammül edememektedirler.

Ümmetin çeşitli kesimlerine ve on sekiz medya organına, bu teşekkür beyannâmesinden yaklaşık üç bin adet dağıtıldı.

Mezkur teşekkür beyânı aşağıdaki gibi idi:

 

Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Resmî Sözcülüğü
Türkiye Vilâyeti

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]


 

Teşekkür

İslâmî Ümmet'in seçkin kitlesi Hizb-ut Tahrir’in 2 Eylül 2005 Cuma günü, çalışma yürüttüğü tüm İslam beldelerinde gerçekleştirdiği muazzam Nîdâ Ameli, Hilâfet Devleti’nin son başkenti İslambul’da da, Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in mübârek feth-i mubîn müjdesine mazhâr olmuş Fâtih Sultan Muhammed Hân’ın kabrinin yanı başındaki Fâtih Camiî’nde müthiş bir teveccüh ile, îmânî bir atmosferin ışıltısı altında yapılmıştı. İslâmî Ümmet’in geneline ve içerisindeki güç sahiplerine, İslâmî Ümmet’in içler acısı durumu tüm çıplaklığıyla yeniden hatırlatılıp, Râşidî Hilâfet’i kurarak İslâmî Hayatı yeniden başlatmaya yönelik içten bir çağrıda bulunulmuştu. Yazıktır ki bu nâdide ülkenin işlerini yürüten, servetlerini sahiplenen, ama Müslüman halkının Dîninden, düşüncelerinden ve duygularından kopuk, hatta insanlık düşmanı Sömürgeci Kâfirleri dost edinen, onların çıkarları için çalışan, Müslüman halka Batılı kanunları ve yaşam tarzını benimsetmeye uğraşan kimileri; sahih ‘Akîdeyi, aydın düşünceyi, siyâsî uyanıklığı, nezih duyguyu ve engin coşkuyu yürekten mezceden bu sıcak çağrıdan pek bir rahatsız oldular.

Böylece Hizb-ut Tahrir’e ve şebâbına karşı çetin bir kampanya başlattılar. Ne var ki onlar, Allah’ın takdirini değiştirip Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet’in kurulmasının önüne geçebilecek değillerdi. İslâmî Ümmet’in Hilâfet’e yönelik teveccühünü ve şevkini kırabilecek değillerdi. Hizb-ut Tahrir’in azametini, cesâretini, ferâsetini ve basîretini kırabilecek de değillerdi. Zîra bu, Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın emredip yardımı ile desteklediği, Rasulü [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in üzerinde yürüyüp zafere ulaştığı ve İslâmî Ümmet’in gafletinden uyanıp peşinden koşmaya başladığı yüce bir idealdir.

Her kim böylesi bir dâvâya sarılıp onu bağrına basar, gücü ve yetenekleriyle desteklerse, şüphesiz ecri Allah’a aittir ve Allah kullarına karşı çok Lütufkârdır. Umulur ki onlar için bu dünyada zaferler ve sevinçler ile dolu izzetli bir hayat ve Âhirette de, azaptan uzak, ebedî bir saadet vardır. Her kim de böylesi bir dâvâya düşman kesilir, karşısında durmaya yeltenir, gücü ve yetenekleriyle ona engel olursa, şüphesiz cezâsı Allah’a aittir ve Allah hesâbı çarçabuk görendir. Korkulur ki onlar için bu dünyada utanç ve üzüntü dolu rezil bir hayat ve Âhirette de elem ve keder dolu bir azap vardır.

Bu vesileyle, bu hak ve adil dâvâ uğrunda mâruz kaldığımız zâlimane eziyetler karşısında yanımızda olup bizi kucaklayan, destekleyen, yardımlarını ve dualarını esirgemeyen, başta değerli Avukat Osman Karahan ile meslektaşlarına, insaflı medya organları ile sivil toplum kuruluşlarına ve “insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmet” olan İslâmî Ümmet’in Türkiye’deki tüm yiğit evlatlarına en içten teşekkürlerimi takdim etmekten kıvanç duyuyorum.

    Yımaz Çelik  
Hizb-ut Tahrir
Resmi Sözcüsü

Türkiye Vilâyeti
H. 10 Cumade el-Ula 1427
M. 06 Haziran 2006

Adres: Kâzım Karabekir Caddesi, Öğün İşhanı No: 40/71 İskitler / Ankara
Telefon: +90 312 311 61 13 Web: www.al-ummah.org
E-mail: yilmazcelik@turkiye-vilayeti.org / yilmaz_celik1924@yahoo.com.tr
Web: www.turkiye-vilayeti.org


 

İkincisi: Sudan’da

01.06.2006 Perşembe gününden itibaren, Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın Resmî Sözcümüze, sıkıntısını gidererek ikram bulunmasından dolayı kutlamaya gelenleri karşılamak için [Doğu] Hartum’daki Resmî Sözcü Bürosu önünde büyük bir alan hazırlandı.

Birçok bölgeden: Hartum’dan, Umm-u Dermân’dan, Bahrî’den, Şark-un Nîl’den… Ümmetin birçok kesiminden: Hey’et-i ‘Ulemâ-is Sûdân’dan, üniversite öğrencilerinden, gazetecilerden, avukatlardan ve bazı İslâmî hareketlerden heyetler geldiler.

Ayrıca Şark-un Nîl’den Mu’temir-ul Vatânî [Vatânî Kongre Partisi] Genel Sekreter Yardımcısı, bazı avukatlar ve bazı özel kuruluşlardan kutlama mesajları gönderenler de oldu.

Yine Elvân Gazetesi Editörü, el-Hayat Gazetesi Editörü, Hizb-ul Mu’temir-uş Şa’bî [Halk Kongresi Partisi] Hukuk Bürosu Sekreteri, el-Cezîra Televizyonu Hartum Temsilcisi, el-Cezîra Üniversitesi Ziraat Fakültesi Sekreteri ve yine el-İhvân-ul Muslimîn [Haraket-ul Islâh] Bürosu gibi telefon açarak kutlayanlar da oldu.

Kezâ başka heyetler, özellikle Sözcümüzün oturduğu mahallenin sâkinleri, bazı gençler ve arkadaşları da kutlamak için Sözcümüzün evini ziyâret ettiler.

Heyetler, karşılama için Resmî Sözcü Bürosu önünde hazırlanan geniş alanda aşağıdaki gibi müessir bir ortamda hazır bulundular:

1. Akşam vaktinde Sözcümüz, dolup taşan heyetlere salât-ul mağrib için imâmlık yaptı. Salâhın ardından ulaşan Umm-u Dermân heyeti cemaatle salâhı edâ etmeye gittiler.

2. Alanda görevli şebâbdan biri, iki salât-ul mağrib sırasında alana gelen yaklaşık üç yüz misâfiri karşılamak için hazır bulundu.

3. Bundan sonra şebâbdan biri Kur’an-il Kerîm’den bir bölüm okudu.

4. Vilâyet Meclisi üyelerinden biri, es-Sahâbet-ul Kirâm’ın azim tavırları hakkında müessir bir konuşma yaptı. Ebî Bekr [RadiyAllahu ‘Anh]’in azim tavrından, hâssaten şu sözü ile sergilediği meşhur tavrından bahsetti: “Rabbim Allah’tır diyen bir adamı öldürecek misiniz?! … Sonra Sözcümüzün sapasağlam tavrından, Hartum Üniversitesi’ndeki eş-Şârika Salonu’nda düzenlenen seminer gününden, Sözcümüzün tutuklanmasına gerekçe gösterilen “Abuca Anlaşması” beyannâmesinin dağıtımından ve dolayısıyla Sözcümüzün ancak [رَبِّيَ الله] Rabbim Allah’tır, dediği için tutuklandığından bahsetti… Bu kardeşin konuşması sırasında medya çevresinden bir heyet geldi ve o anda tekbirler yükseldi. Tüm heyetler tekbire eşlik etti… Sonra kardeş konuşmasına devam etti.

5. Sonra misâfirlerden biri kalkıp Ümmetin Hilâfet’e duyduğu özlemden, onun Ümmetin izzetine ve kalkınmasına götüren tek yol ve kuvvetinin kaynağı olduğundan bahseden bir konuşma yaptı… Sonra art arda gelen hükümetlerin Ümmeti nasıl aldattıklarını, Güney Sudan ile Nifâşâ Anlaşması ve Batı Sudan ile Abuca Anlaşması’nın nasıl imzalandığını, tüm bunların ülkeyi aşağılamak ve parçalamak için hazırlandığını ve Sömürgeci Kâfirler için mü’minler aleyhine bir yol verdiğini açıkladı. Ardından Filistin’den ve Irak’tan bahsedip Müslümanların beldeleri için Sömürgeci Kâfirlerden hiçbir hayır beklenemeyeceğini vurguladı.

6. Misâfirlerden bir diğeri kalkıp Hilâfet’in kurulması için çalışmak gerektiğinden, bunun azîm bir farz olduğundan bahsetti ve Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in şu hadisini hatırlattı:

Sonra da Nübüvvet Minhâcı üzere [Râşidî] Hilâfet olacaktır.

7. Bundan sonra misâfirlerden biri de günün önemine ilişkin bir şiirden beyitler okudu.

8. Son olarak Hizb’in Sudan’daki Resmî Sözcüsü, Kerîm Kardeş İbrâhim ‘Usmân bir konuşma yaptı. Konuşmasında Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın şu âyetini:

Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenlerin benzeri size de gelmeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız? Sıkıntılar ve zorluklar onlara öylesine çarpmış ve öylesine sarsılmışlardı ki nihâyet Rasul ve beraberindeki îman edenler “Allah’ın nusreti, zaferi ne zaman?” demişlerdi. Dikkat edin! Muhakkak ki Allah nusreti yakındır. [el-Bakara 214]

Ve Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in şu hadisini:

Muhakkak ki Allah bir topluluğu sevdiği zaman onları (musîbetler ile) imtihân eder. Her kim sabrederse ona sabır (keskinlik) vardır. Her kim sabretmezse (yakınırsa) ona sabırsızlık (sızlanma) vardır.

hatırlattıktan sonra hak yolun imtihanlar ve musîbetler ile dolu olduğunu, bize düşenin güzel bir sabır göstermek olduğunu, ancak bunun dünyada Nusrete ve Âhirette de genişliği semâvât ve ard kadar olan Cennet’e Allah’ın izniyle götürecek bir yol olduğunu, bizler dediğimiz sürece musîbetlere mâruz kalacağımızı, ama hemen ardından Allah’ın izniyle muzaffer olacağımızı, çünkü Allah’tan başkasından korkmayan güçlü ve sapasağlam adamların elleriyle Hakkın her çağda Bâtıla mutlaka üstün geldiğini, dolayısıyla yapılan amellerin ve sarfedilen sözlerin imtihân edileceğini, bu meydana gelenlerin de çoğun azı olduğunu, dolayısıyla bunların, taşımakta olduğumuz bu Hak dâvâ üzerindeki kuvvetimizi ve sebâtımızı artırmaya sevk eden tetikleyiciler olması gerektiğini anlattı. Sözcümüzün konuşması sık sık tekbirler ile kesildi. Yine “Hak geldi, Bâtıl yok oldu! Zaten Bâtıl yok olmaya mahkumdur” [el-İsrâ’ 81] âyeti ve “Hayber, Hayber Ey Yahudi! Muhammed’in Ordusu yine geri geldi” sloganı sürekli tekrarlandı.

Ardından Mescid-u Bilâl’in imâmı Zikr-ul Hakîm’den âyetler okuyarak tamamladı.

9. Sözcümüz sıkıntılı anında beraberinde olanlara, Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın kendisine olan bu lütfundan ve merhametinden dolayı kendisini kutlamaya gelenlere teşekkürlerini ve takdirlerini sunan bir beyannâme yayınladı.

Mezkur teşekkür beyânı aşağıdaki gibi idi:

 

Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Resmi Sözcülüğü
Sudan Vilâyeti

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]


 

Teşekkür ve Takdir
 

Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

Yoksa siz, sizden öncekilerin başına gelenlerin benzeri size de gelmeden Cennete girebileceğinizi mi sandınız? Sıkıntılar ve zorluklar onlara öylesine çarpmış ve öylesine sarsılmışlardı ki nihâyet Rasul ve beraberindeki îman edenler “Allah’ın nusreti, zaferi ne zaman?” demişlerdi. Dikkat edin! Muhakkak ki Allah nusreti yakındır. [el-Bakara 214]

Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] ise şöyle buyurmuştur:

Muhakkak ki Allah bir topluluğu sevdiği zaman onları (musîbetler ile) imtihân eder. Her kim sabrederse ona sabır (keskinlik) vardır. Her kim sabretmezse (yakınırsa) ona sabırsızlık (sızlanma) vardır.

Sabredenlerin ve şükredenlerin hamdi ile Allah’a hamd olsun. Salât ve Selâm tüm Rasullerin Efendisi ve muttakîlerin îmamının üzerine olsun.

İslam Nîmeti ile bize lütufta bulunan ve dosdoğru Dînine Dâveti taşımakla bize ikramda bulunan Allah’a hamd eder, Subhânehu ve Te’alâ’dan imtihanlar karşısında ayaklarımızı sâbit kılmasını, Kendi yolunda karşılaşılan eziyetlere tahammülde bizleri sabredenlerden kılmasını temenni ederiz. Muhakkak ki sabır, hakkı söylemek ve hak ile amel etmek, bu uğurda sapmadan, zayıflamadan ve gevşemeden eziyetlere katlanmaktır.

Allah’a, çokça bir hamd ile hamd ederim ki kurtararak, esâretimi tutuklanmaya çevirmeyerek bana bir lütufta bulundu.

Benimle birlikte olan, gerek fiilen harekete geçerek gerek güzel sözler sarfederek gerekse olayı kınayarak tutuklanmamı engellemek için uğraşıp katkıda bulunan, bunu hak söz ile dile getiren veya yazan veya esâretimizin sona ermesi için Allah’a sadâkat ile hayır duayla yalvaran herkese en içten teşekkürlerimi takdîm ederim. Özellikle bu hak ve adil dâvâ uğrunda sapasağlam bir tavır sergileyen, dayanışma gösteren veya destek veren üstaz avukat kardeşlere teşekkürlerimi arz ederim.

Yine tüm editör kardeşlere, tebrik için hazır bulunan gazeteci kardeşlere, destek veren yazar kardeşlere veya destek telefonları açan herkese, özellikle, Elvân, el-Hayat, el-Vifâk, el-Haber, el-Edvâ’, Ra’y-uş Şa’b, el-İntibâhe, el-Vatan, el-Hayat ve’n Nâs ve es-Sahâfe gazetelerine de teşekkürlerimi arz ederim.

Ayrıca İslâmî hareket ve cemaatlerdeki azîz kardeşlere, hakkın yanında gösterdikleri cesur tavırlarından dolayı yaşlılara ve gençlere, özellikle Hey’et-i ‘Ulemâ-is Sûdân’daki kardeşlere teşekkürlerimi arz ederim.

Yine el-Hartum, el-Cezirâ ve diğer üniversitelerindeki akademisyenlere ve öğretim görevlilerine de teşekkürlerimi arz ederim.

Ayrıca, Umm-u Dermân’ın Kerarrî, el-’Abbâsiyye, Beyt-ul Mâl, el-Bika’a, el-Fetîhâb ve Mevride bölgelerinin, Bahrî’nin ed-Dur, Şâb, el-Havcilâb, es-Sâmirâb, Şimbât, ed-Dinâkile, Hıllet-i Havcili, Hıllet-i Hammad ve eş-Şa’biyye bölgelerinin, Şark-un Nîl’in el-Hâcc Yûsuf, el-Curayfât ve el-’İylifûn bölgelerinin, Cebel-u Evliyâ’ın Kelâkilât ve ed-Duhînât bölgelerinin, el-Hartûm’un Vusta, eş-Şecera, er-Riyâd, et-Tâif, el-Menşiyye, es-Sahafât, Cubra ve el-’İmârât bölgelerinin heyetlerine de sonsuz teşekkürlerimi arz ederim.

Vedd-u Mudennî, Port Sudan, Dinkale, Şendi, Kustî, el-Ubeyyid, el-Kadârif, Kisla ve Erku’dan bizzat gelen veya telefon ile ulaşan kardeşlere de teşekkürlerimi arz ederim.

Ve hâssaten, dâvânın kor ateşine sımsıkı sarılan, hak üzerinde mis kokulu yüce dağlar gibi sâbit duran, el-Habib el-Mustafâ [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in yolundan yürüyen, canlarını ve mallarını Allah yolunda harcayan ve Allah’ın izniyle dönüşü çok yakın olan Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurarak İslâmî Hayatı yeniden başlatmak için azim ve kararlılık ile çalışan dünyanın her tarafına yayılmış Hizb-ut Tahrir şebâbı kardeşlerime de en içten teşekkürlerimi arz ederim.

Son olarak İslam’ın ve Müslümanların tüm düşmanlarına hatırlatırım ki en yüce olan Hak’tır ve ondan yüce olan yoktur ve âkıbet muttakîlerindir!

Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

İşte Dâr-ul Âhira, Âhiret yurdu! Biz onu yeryüzünde böbürlenmeyi ve bozgunculuğu arzulamayanlara veririz. Âkıbet muttakîlerindir! [el-Kasas 83]

 

İbrâhim ‘Usmân [Ebu Halîl]

Hizb-ut Tahrir
Resmi Sözcüsü
Sudan Vilâyeti
H. 05 Cumâde’l Ûlâ 1427
M. 01 Haziran 2006
 
 
Adres: East Malik Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan
Tel (Mobil): +(249) 012-24-01-43
Web: www.turkiye-vilayeti.org E-mail: spokman_sd@dbzmail.com

 

10. Bu teşekkür beyannâmesini, Elvân Gazetesi aynen, Ra’y-uş Şa’b Gazetesi de haber olarak yayınladı.

Üçüncüsü: Türkiye’deki ve Sudan’daki Resmî Sözcülerimizi kutlayanların birkaç fotoğrafını ekliyoruz.

Duâlarımızın sonu Âlemlerin Rabbi olan Allah’a hamd etmektir.

Hizb-ut Tahrir
Medya Bürosu
H. 15 Cumâde’l Âhira 1427
M. 11 Haziran 2006

www.hizb-ut-tahrir.org | www.hizb-ut-tahrir.info | www.turkiye-vilayeti.org
http://radio.hizb-ut-tahrir.info [Hizb-ut Tahrir Medya Bürosu Radyosu - Arapça]


Fotoğraflar:

1. Türkiye’deki Sözcümüzü Kutlayanların Görüntüsü:

2. Sudan’daki Sözcümüzü Kutlayanların Görüntüsü: