Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Resmi Sözcülüğü
Sudan Vilâyeti

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]


 

Akîdeyi Savunmak, Meseleleri Ona Dayandırarak Çözmek Demektir

Cumhurbaşkanı Danışmanı Meczûb el-Halîfe şöyle dedi: “…Hükümet, herhangi bir dış hegemonyayı veya topraklarının çiğnenmesini asla kabul etmez.” Ve şöyle dedi: “Vatanımızı ve Akîdemizi savunmaya bizler daha ehiliz…” Sayın danışmanın dış hegemonya ve toprakların çiğnenmesi hakkındaki anlayışını sorguluyor ve diyoruz ki: Amerika, IGAD [Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi] şürekâsı ve Nîfâşa’daki yârenleri tarafından dayatılan anlaşmalar bir dış müdâhale değil midir? Güney Kurdufân’da, el-Ebyâd’da, Kassala’da, Güney Mavi Nil’de, Güney Sudan’da, Dârfur’da ve hatta ülkenin başkenti Hartum’a kadar her renkten ve her milletten kuvvetlerin varlığı… bütün bunlar ülke topraklarının çiğnenmesi değil midir? Bilinmektedir ki tüm bu kuvvetler üzerinde devletin ne otoritesi ne de yönetim yetkisi vardır! Hele ülkenin geleceğini belirlemek üzere Hartum ile Dârfûr arasında gidip gelen “uzmanlar kurulu” denilen şey, bir dış hegemonya cinsinden değil midir?! Vatanı ve Akîdeyi savunmaya daha ehil olduğunuz, şeklindeki sözünüze gelirsek sorarız ki: Sizler ülkenin tüm meselelerinde İslâmî ‘Akîde’den başkasına muhâkeme olmuş iken, sonra vatandaşlığı anayasanızdaki hakların ve yükümlülüklerin esâsı hâline getirmiş iken, ordunun, Allah yolunda Cihâd’a dayalı akîdesini vatancılığa dayalı akîdeye çevirmiş iken ve Müslümanlar üzerine bir Kâfiri yönetici olarak getirmiş iken nasıl olur da Akîde savunulmuş olabilir? Sonra Nifâşâ’da, Amerika’ya ve Birleşmiş Milletler Hukukuna [Küfrün hukukuna] muhâkeme olmakla İslâmî ‘Akîde’den başkasına muhâkeme olmadınız mı? Daha sonra geçenlerde Abûcâ’da, Amerika, Avrupa ve Afrika Birliği’ne muhâkeme olmakla da Allah’ın Kitâb’ı ve Rasulü [SallAllâhu ‘Aleyhi ve Sellem]’in Sünneti dışındakine muhâkeme olmadınız mı? Hâlbuki sizler kesin olarak biliyorsunuz ki bunlar Müslümanlara şer’an haramdır. Çünkü Allah [‘Azze ve Celle] şöyle buyurmuştur: Sana ve Senden öncekilere indirilenlere îman ettiklerini iddia edenleri görmedin mi? Onlar inkâr etmekle emrolundukları halde tâğuta muhakemeleşmek istiyorlar. Halbuki şeytan onları büsbütün saptırmak istiyor. Onlara, “Allah’ın indirdiğine (Kitâb’a) ve Rasul’e gelin” denildiği zaman, münâfıkların senden büsbütün uzaklaştıklarını görürsün.[en-Nisâ’ 60-61] Gerçek şu ki İslâmî ‘Akîde’nin emîn bekçisi olmak ve onu hakkıyla savunmak İslam esâsına dayalı Sultân’ın [Devletin] ikâmesini gerektirir. MâşâAllah, İmâm el-Ğazâlî ne kadar güzel ifâde etmiştir: “Din esastır, Sultân ise bekçidir. Esâsı olmayan yıkılmıştır, bekçisi olmayan yok olmuştur.” İşte böyle Sultân’ın gölgesinde dış hegemonya da, devletlerarası kuvvetler de, ülke topraklarının çiğnenmesi de kesinlikle söz konusu olamaz. Rasul [Sallallâhu ‘Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurmuştur: İmâm ancak bir kalkandır. Onun arkasında savaşılır ve onunla korunulur. Allah’a karşı takvâyı emreder ve adâletli olursa, bundan için ona (büyük) bir ecir vardır. Bundan başkasını emrederse, bundan için ona (ağır) bir günah vardır.

 

İbrâhim ‘Usmân [Ebu Halîl]

Hizb-ut Tahrir
Resmi Sözcüsü
Sudan Vilâyeti
H. 14 Cumâde’l Ûlâ 1427
M. 10 Haziran 2006
 
 
Adres: East Malik Street, Imarat al-Vaqf, Ground Floor, East Khartum / Sudan
Tel (Mobil): +(249) 012-24-01-43
Web: www.turkiye-vilayeti.org E-mail: spokman_sd@dbzmail.com