2006-2007 Yılı Federal
Bütçesi İslâmî Değil, Tamamen Lâik Bir Bütçedir!
Mevcut Federal Bütçe, [öncekiler gibi] Kapitalizm ilkelerine dayalı
tamamen lâik bir bütçedir ve Pakistan’ın lâik bir devlet olduğuna
diğer bir delildir. Çünkü bu bütçe, İslâmî Şeriat’ten fışkıran
ilgili şer’i hükümlere dayanmamaktadır. Dolayısıyla mevcut bazı
hükümler dışında, bu bütçe bütünüyle haramlardan müteşekkildir.
Örneğin satış vergisi, gelir vergisi, ticari ihrâcat ve ithâlata
uygulanan gümrük vergileri, akaryakıt vergisi ve toprak vergisinin
tamamı insanlara uygulanması câiz olmayan vergilerdir. Diğer
taraftan iç ve dış kredilerden vergi ve fâizin alınması, petrol,
doğalgaz ve madenlerin özelleştirilmesi tüm bunlar da haramdır.
Bunlara ilâveten bu bütçe, İslam’ın belirlediği önceliklere de
aykırıdır. İslam kalkınmaya teşvik etmiştir, ama fakirlerimizin
sırtına binerek değil! Bundan ötürü ülkede fakirlik ve açlık olduğu
zaman, insanların yiyecek ve temel ihtiyaçlarının giderilmesi,
zorunlu olmayan kalkınma projelerinden çok daha önceliklidir.
Örneğin, insanların mideleri boş bir halde yerden başka yatak,
gökten başka bir yorgan bulamadıkları bir zamanda, onları görmezden
gelip caddelerin ve parkların güzelleştirilmesi gibi projelere
muazzam paraların harcaması câiz değildir. Devletin kendi
istatistiklerine göre ülke halkının %24’ü yoksulluk sınırının
yaşarken, kalkınma projelerine 415 milyar rupi harcamayı öngören bu
bütçeyi devlet nasıl onaylayabilmektedir? Dahası 296 milyarlık bir
meblağ -ki bu, Savunma Bakanlığı’na ayrılan bütçeden çok daha fazla
bir meblağdır- devletin daha önce aldığı kredilerin fâizini kapatmak
için ayrılmıştır. Oysa fâizli kredi almanın haramlılığından dolayı
İslam ile hükmeden İslâmî Devlet’te böylesi fonlar harcanması söz
konusu olamaz.
Bütçede eğitim ve sağlık için fazla pay ayrılmasına gelince; bu,
devletin Batı’dan ithal ettiği yeni eğitim müfredattan dolayıdır.
Nitekim bu müfredat kız-erkek karışımı, kadın-erkek eşitliği, İslâmî
terbiyenin ve Arap dili öğretiminin müfredattan kaldırılması gibi
şer’i hükümlerle çatışan birçok fikirler içermektedir. Yine sağlık
hizmetlerine ayrılan bütçedeki fazlalık ise, Müslümanları yok etmeyi
ve zayıflatmayı hedefleyen sözde “Aile Planlaması”na gitmektedir!
Şimdi durup üzerinde düşünülmesi gereken soru şudur: İnsanın temel
ihtiyaçlarını karşılamaya ve lüks (ikincil) ihtiyaçlarına ulaşmasını
mümkün kılmaya yönelik tafsîlî hükümler ile gelen İslam’ın, ekonomi,
yönetim ve siyâset gibi önemli yönleri unutarak bu sınırda kaldığı
düşünülebilir mi? Gerçekte İslam’daki Ekonomik Sistem, insanların
maslahatlarına ve Zekâta özen ile sınırlı kalmamış, aksine daha da
ötesi ticâret, para, şirket, vekâlet, mülkiyet, servet kaynakları ve
ziraat arâzileri gibi ekonomik sistemin en ince detaylarını vahiy
ile ortaya koymuştur. Bu bakımdan siyâsî partileri, hem İslam’ın
Ekonomik Sistemi üzerinde çalışmaya araştırmaya, hem de lâik
bütçeleri İslâmî bütçeye dönüştürecek Hilâfet’i kurmak için
çalışmaya çağırıyoruz. Çünkü milyonları perişan eden bu mevcut
bütçelerdir!
