Hizb-ut Tahrir’e Karşı İzlenen Politika, Etkinliğini
Zinhar Engelleyemez!
Tacikistan Hükümeti geçen seneler boyunca Hizb-ut Tahrir
üyelerini cezalandırdı, çeşitli araçlarla onlar işkence etti ve
beşer aklının sınırlarını aşan zulümler yaptı. Uzun yıllara varan
hapis cezâlarına çarptırdı. Hükümet 2005 yılının Eylül ayından beri
de şerlerini iyice artırmaya başladı. Nitekim o zaman Eylül ayında,
İslam’ın ve Müslümanların azgın düşmanı, Soğdiski Vilâyeti Vâlisi
Kâsımov bizzat iğrenç cürümlere girişmiş, sadece bu vilâyette 60’dan
fazla erkek ile 30 kadını tutuklamış, birçoklarını uzun süreli hapis
cezalarına çarptırmış, diğerleri de soruşturma ile yargılama
arasında kalmıştır. Meselâ, Hocanta kenti sâkinlerinden Ahrar
Nizarov 16 yıl ve Ğafurovski bölgesi sâkinlerinden Kahraman Nizarov
15,5 yıl hapse mahkum edildi. Diğer erkekler de 9 ila 15,5 yıl
arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar. Yine bazı kadınlar
da 3 ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldılar.
Meselâ, Hocanta sâkinlerinden Makdimâ Madayeva 10 yıl ve Horambayeva
sâkinlerinden Latîfe Hasanova ise 9 yıl hapse mahkum edildi.
Muhakkak ki Tâcikistan Yönetimi bu cürümlerini, başta Hizb-ut
Tahrir olmak üzere İslâmî kitlelere karşı oldukça kindar olan
Batılı Kâfirlerin emirlerine binâen işlemektedir. Zîra Batılı Kâfir,
Hizb’in etkinliğini kırmak, önünü kesmek üzere bir plân ileri
sürmüştür. Nitekim onlar, ajanları aracılığıyla küresel çıkarlarını
gerçekleştirmek üzere bu yönde yoğun bir şekilde çalışmakta,
Râşidî Hilâfet Devleti henüz kurulmadan önüne geçmeyi
arzulamakta ve Allah’ın Nûru’nun ağızlarıyla söndürmek
istemektedirler.
Onlar Allah’ın Nûru’nu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Fakat
Allah, Nûru’nu tamamlamaktan asla vazgeçmez. Velev kâfirler kerih
görse de! O, Rasulü’nü Hidâyet ve Hak Dîn ile gönderendir ki Dînini
(diğer) tüm dînlere üstün kılsın. Velev müşrikler kerih görse de!
[es-Sâff 8-9]
Hizb-ut Tahrir / Tacikistan olarak îlan ediyoruz ki Batılı
Kâfir’in, Tâcikistan yöneticileri aracılığıyla Hizb-ut Tahrir’e
karşı işlediği cürümler, Hizbin şebâbının azîmetini asla
zayıflatamaz ve Hizbî amelleri karşısında asla bir engel olarak
duramaz! Çünkü bu şerir cürümler, îman ve amel olarak karşılığını
bulacak, onların yükselişlerini pekiştirecek ve ayaklarını dosdoğru
yol üzerinde daha da sâbit kılacaktır. Çünkü onların amelleri,
Allahu Te’alâ’nın Dînine nusret vermek, O’nu zafere ulaştırmak için
yapılan amellerdir ve Allah [‘Azze ve Celle] Kendi Dîni’ne Nusret,
Zafer verene Nusret, Zafer ve sebatlık vereceğini vaad etmiştir.
Ey îmân edenler! Eğer siz Allah’ı(n Dînine) nusret, zafer
verirseniz, Allah da size nusret, zafer verir ve ayaklarınızı (Dîni
üzere) sâbit kılar. [Muhammed 7]