Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Yemen Vilâyeti Medya Bürosu

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

- Basın Açıklaması -

Birlik Bayramı Münasebetiyle, el-Hudeyde’de Düşünceye Yönelik Zâlimâne Tutuklamalar!

Yemen’in birliğinin on altıncı yılı münâsebetiyle [Güney Yemen’deki Yemen Halk Demokratik Cumhuriyeti, 1990 yılında Kuzey Yemen’deki Yemen Arap Cumhuriyeti’ne birleştirilmişti] “Halkın Kanayan Yarası Üzerinde Dans” Bayramı öncesinde el-Hudeyde’deki siyâsî güvenlik birimleri, Hudeyde’nin el-Kal’a Mahallesi’ndeki el-Hamdî Caddesi üzerinde bulunan en-Nûr Câmii imâm ve hatibi, el-Kal’a Mahallesi muhtarı ve Hudeyde Asliye Mahkemesi görevlisi 58 yaşındaki Âlim Şeyh İbrâhîm ‘Abd-il Bârî Makbûl-il Ehdel’i keyfi bir şekilde tutukladılar.

Gerçek şu ki Hudeyde’deki güvenlik birimleri, yalnızca keyfi tutuklamalarla yetinmemekte, bilakis cürümlerinin kapsamını, kendilerinden korktukları âlimlere ve dâvâ adamlarına kadar genişletmektedirler ki elitlerin kortej akışı bozulmasın, şatafatlı konvoyları tâciz edilmesin ve bozguncuların sevinçlerini kursaklarında bırakılmasınlar! Heyhât! Bu nasıl bir devlettir ki ordusu var, güvenlik güçleri var, medyası var, malı var ama yeryüzünde bozgunculuk yapanların fesâdı hakkında bir âlimin verdiği hutbeden veya bir kağıdın dağıtılmasından bu kadar korkuyor?

Siyâsî güvenlik, Şeyhin tutuklanmasına, devletin şölenine saldırmasın diye “ihtiyâtî tedbir” gerekçesi gösterdi. Filhakîka onlar gâyet iyi bilmektedirler ki Şeyh, Hak sözü söyleyen ve Allah için hiçbir kınayıcının kınamasından korkmayan bir adamdır. İşte onu bu yüzden tutukladılar!

Şeyh, 27.09.2004 tarihinde de tutuklanmıştı ve bu onun ikinci tutuklanışıdır. Yine birçok kez Terör ve Gözdağı birimlerine çağrılmıştı. Hem de hiçbir suç işlemediği halde, hiçbir cürüme karışmadığı halde ve hiçbir yasal gerekçe gösterilmeden! Dolayısıyla bu birimler, uyguladıklarını iddia ettikleri anayasalarını, 48. maddenin metni ile Cezâî İcraat Kânunu’nun 6, 7, 8, 11, 13, 73, 76 ve 77. maddelerini kendileri çiğnemişlerdir.

Onun tek suçu, İslam’a ve hayatın her alanında tatbikine dâvet etmesi, Hilâfet Devleti’ni ikâme etmek yoluyla İslâmî Hayatı ve Allahu Te’alâ’nın indirdikleri ile yönetimi yeniden başlatmak için çalışması, yeryüzünde fesâd ve ifsâd çıkaranlara karşı Emr-i bi’l Ma’rûf ve’n Nehy-i ‘ani’l Munker [İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak] ile kararlı bir savaş açmasıdır. Ne zamandan beri, Ey İnsanlar için Çıkartılmış En Hayırlı Ümmet, İslam’a dâvet suç oldu da Bâtıla dâvet, ödüle lâyık görülen bir albeni oldu?!

Devlet çoğu kez demokrasi, çoğulculuk ve özgürlüklere çağrılarıyla övünmüştür. Cumhurbaşkanı da konuşmalarında bunları yineleyerek, demokrasinin nizâmın tercihi ve kurtuluş gemisi (!) olduğunu ve kendisinin siyâsî tutuklamalar döneminde görevi devraldığını vesâire vurgulamıştır. Ancak hakîkat iddia etkilerinin aksine, tutuklamayı, tâkip etmeyi, ağızları kapatmayı, kalemleri susturmayı, baskı uygulamayı, kanaat önderlerine engel olmayı, casusluk yapmayı, gazetecileri tahrik etmeyi ve zâlimce dâvâlar açmayı sürdürdükleri şeklindedir.

Bizler Hizb-ut Tahrir / Yemen Vilâyeti olarak, ‘Allâme Şeyh İbrâhîm el-Ehdel’in mâruz kaldıklarından ve şeker hastası olmasından dolayı sağlığının riske atılmasından tamamen egemen devleti sorumlu tutuyor ve şayet bir suçu varsa mahkemeye çıkarılması için devlete meydan okuyoruz. Yine baskıcı birimlere diyoruz ki bu tutuklamalar Hizbin şebâbının ancak çalışma ve fedâkarlık üzerindeki ısrarlarını artıracaktır, tâ ki fâsidler ve müfsidler yeryüzünden tümüyle kazınıncaya ve İslam ile yönetim gelinceye kadar!.. Yine bu tutuklamalar, aç ve fakir Yemen halkının ancak egemen devlete duydukları nefreti ve öfkeyi artıracaktır, mevcut nefretlerinden ve öfkelerinden kat be kat fazla!

Temsilciler Meclisi üyelerine, Yemen’in şeyhlerine, âlimlerine, güç sahiplerine, kanâat önderlerine ve insan hakları örgütlerine sesleniyoruz:

Bu azgın birimler, şer’an ve hatta kânunen işledikleri aykırılıklarından ötürü muhâsebe edilmeli ve Allah’ın kullarına eziyet edenler âdil cezâlarına çarptırılmak üzere yargıya sevk edilmelidir ki îman ve hikmet yönünde güven, istikrar ve huzur egemen olsun.

Yine Şeyh ile birlikte zâlimlerin zindanlarındaki mazlumların da derhal serbest bırakılmalarını talep ediyoruz.

Sakın, Allah’ı zâlimlerin yaptıklarından habersiz sanma! Allah onları (cezalandırmayı), ancak korkudan gözlerin dışarı fırlayacağı bir güne erteliyor. [İbrâhîm 42]

 

 HİZB-UT TAHRİR
Yemen Vilâyeti Medya Bürosu
H. 07 Cumâde’l Ûlâ 1427
M. 03 Haziran 2006