Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Lübnan Vilâyeti Medya Bürosu

Allah, sizlerden iman edip salih amel işleyenleri, kendilerinden öncekileri yeryüzünde Halife kıldığı gibi onları da yeryüzünde Halife kılacağını, onlar için seçtiği dinlerini yeryüzünde hakim kılacağını, (geçirdikleri) bu korku durumlarını güvene çevireceğini vaâdetti. Zira onlar yalnız Bana ibadet eder ve hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Her kim de bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıkların ta kendileridir. [Nur 55]



 

Her kim mazlum olarak katledilirse, Biz onun velîsine (hakkını alma) yetkisi vermişizdir. O halde (velîsi) kısasta ileri gitmesin. Ona (bu yetki ile zaten) yardım edilmiştir. [el-İsrâ 33]

İslâmî Cihâd Hareketi’ne bağlı Mahmûd Muhammed el-Meczûb ve Naddâl Muhammed el-Meczûb kardeşlerin suikast yoluyla hunharca öldürülmesi hakkında, bu elîm musîbetten duyulan üzüntüyü dile getirmekle yetinmek, Mahmûd ve Muhammed kardeşler [Rahimehuma Allahu Te’alâ] de dâhil olmak üzere Ümmetin evlatlarını ve liderlerini peş peşe vuran kalleşliklere öfkelenmekle yetinmek doğru değildir. Ümmetin düşmanları olan Yahudiler ve Amerikalılar ile, yine vahşi işgâllerini sâbitleştirmede bu ikisine katılan ve bu ikisinin Ümmetin evlatlarına yönelik cürümlerini destekleyen diğer sömürgeci devletlerden olan müttefikleri ile karşılaşılan çarpışma meydanlarında Müslümanların dökülen kanları asla heder olmayacaktır, olmamalıdır. Her tarafta eşzamanlı bombalamalar yoluyla Ümmetin evlatlarını vurmak, aralarına fitneler ekmek ve Ümmetin emsâlsiz enerjisini dağıtmak maksadıyla da uzman akıllarını ve beyinlerini tasfiye etmek üzere İslâmî beldelerin kalbine saplanmış Yahudi varlığına varan bu peş peşe saldırılar… Tüm bunlar Müslümanların, sebepler, müsebbibler ve netîceler üzerinde durup düşünmelerini gerektirmektedir.

Muhakkak ki Yahudilerin yeryüzündeki ifsadlarına son verilmesi, sadece kanserli varlıklarını zerresini bırakmaksızın kökünden kesip atmakla mümkündür. Bu ise, erkenden ve gecikmeden, Allah’ın izniyle, devrilmek üzere olan iktidar koltukları uğruna, Ümmetin kerâmetini ve şerefini satarak bu varlığı koruyup kollayan ve Sömürgeci Batılı devletleri savunan yönetimleri, bilhassa direnişe destek çağrısında bulunurken aynı zamanda yönetime gelerek yahudi varlığını da tanıyıp onunla “cesur barış” uğruna çırpınarak çalışanı yok etmek üzere çalışmakla olur. Askerî ve istihbârî yeteneklerini geliştirmek yerine, yatırım adı altında hazine mallarını saçıp savuran bu yönetimlerin, başta Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere İslam için çalışanların peşine düşmeye, cezalandırmaya, ezmeye ve tutuklamaya yönelen Batılı Sömürgeci devletlerin ayıplarını örtbas etmekle meşgul olduklarını görmemiz trajikomik değil midir? Yayılmış Yahudi şebekelerin peşine düşmek ve Müslümanların toprakları üzerindeki Batılı casus uçak hangarlarını ve askerî üslerini gözetlemek, hatta kapatıp kovmak için çabalarını artırmak yerine halklarına fakirlik acısını tattırmaları, onları sefâlet ve mahrumiyet zilletine düşürmeleri trajikomik değil midir? Doğrusu bu yönetimleri yıkmaya dâvet; onların yerine kurulacak, Ümmetin enerjilerini ve kuvvetlerini birleştirecek bir devleti, yahudilere ve arkasındaki Doğulu ve Batılı devletlere Müslümanların korkusunu ve keskin güçlerini tattıracak bir devleti, yaklaşık on dört asır boyunca güneşini halklar ve ümmetler üzerine doğduran, böylece İslam Nûru’nu yücelten bir devleti, Nübüvvet Minhâcı üzere Râşidî Hilâfet Devleti’ni kurmaya dâvettir. Muhakkak ki Allah emrine ğâlibdir. Velâkin insanların çoğu bunu bilmezler. [Yûsuf 21]

 

 HİZB-UT TAHRİR
 Lübnan Vilâyeti Medya Bürosu

Telefon: 03 – 77 67 92 veya 03 – 09 44 04

H. 01 Cemâde’l Ûlâ 1427
M. 28 Mayıs 2006