FadlAllah’ı Derhal Serbest Bırakın!
Hizb-ut Tahrir / Sudan Vilâyeti, “Abuca Anlaşması Tâğut’a
Muhâkeme Olmak ve Ülkenin Sorunlarını Daha da Karmaşıklaştırmaktır”
başlıklı bir beyannâme dağıttı. Bu beyanda, Afrika Birliği, Amerika
ve Avrupa ortaklığının dayatması ile gerçekleştirilen Abuca
Anlaşması’nın, tâğuta muhâkeme olmak ve işi ehlinden başkasına
döndürmek olduğu ve bunun da Allah [Subhânehu ve Te’alÂ]’nın şu
kavliyle haram kılındığı açıklanmıştır:
Sana ve Senden öncekilere indirilenlere îman ettiklerini iddia
edenleri görmedin mi? Onlar inkâr etmekle emrolundukları halde
tâğuta muhâkeme (yargılanmak) istiyorlar. Halbuki şeytan onları
büsbütün saptırmak istiyor. [en-Nisâ’ 60]
Dağıtımın akabinde, -Ummu Dermân semti es-Sevret-ul Hârra (42)’de
oturan- yönetim yanlılarından birinin Hizb-ut Tahrir üyesi,
talebe FadlAllah ‘Alî Suleymân’ı ihbâr etmesiyle güvenlik
güçleri onu tutuklayıp M. 18.05.2006 Pazar günü güvenceyle serbest
bıraktılar. Evini aradıkları gibi, Hizb-ut Tahrir
yayınlarının ve kitaplarının tamamına el koydular. Daha sonra, M.
18.05.2006 Perşembe günü tekrar tutukladılar ve bu beyannâmenin
yazıldığı güne kadar, Devlete Karşı Suçlar Savcılığı’nda gözaltında
tutulmaktadır.
Güvenlik güçlerinin Kardeşimiz FadlAllah ‘Ali’yi tutuklaması;
Allah’a, Rasulü’ne, İslam’a ve onu taşıyanlara karşı açılmış bir
savaştır. Aksi takdirde, tâğuta muhâkemeyi terk edip İslam’a
muhâkeme olmaya davet eden birisi ne diye tutuklansın?! Zîra
Allah’ın Kitâb’ı ve Rasulu [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in Sünneti
dışında herhangi bir mercie yapılan tüm muhâkemeler Tâğuta
Muhâkeme’dir ve bunun böyle olduğunun bilinmesi zarureti dînen
mâlumdur. Ümmet aleyhinde tezgâhlanan ve Müslümanların beldelerini
parçalamaya, fitne ve kaos çıkarmaya, servetleri yağmalamaya ve
ülkenin işgâline yönelik komplolar ve Ümmetin şer’i vâcibi hakkında
basîretini açan Hizb-ut Tahrir şebâbının otoriteler
tarafından tutuklamaya kalkışılması; bu yönetimin hedefine ulaşmada,
hak ehlinin ağızlarını kapatmada tökezlediği halde bâtıl ehlinin
seslerini serbest bıraktığını, küfür devletlerini râzı etme peşinde
koştuğunu vurgulamaktadır. Yönetimi, İslam’a ve onu taşıyanlara
karşı savaşanların âkıbetiyle uyarıyoruz. Çünkü bu, yönetimi helâk
yurduna sürükleyecek ve Allah’ın öfkesine uğratacaktır. Öyleyse
yönetime düşen; kardeşimiz FadlAllah’ı derhal serbest bırakması,
tutuklama sırasındaki uygulamalardan özür dilemesi, kendisini
bağışlar ümidiyle Rabbine tevbe ve istiğfar etmesi, aklını başına
alarak Bâtılı terk etmesi ve Hak ile hükmetmesidir. De ki: Hak
geldi bâtıl zâil oldu. Zaten Bâtıl yok olmaya mahkumdur.
[el-İsrâ 81]
