Laik Yargının İslam-Dışı Kararları, Hizb-ut Tahrir’in
Umurunda Değil!..
Bugün, 18 Mayıs 2006 Perşembe günü, Hizb-ut Tahrir’in Türkiye
Vilâyeti’ndeki Resmî Sözcüsü, Sayın Yılmaz Çelik ile beraberindeki
35 Hizb-ut Tahrir şebâbı ve sempatizanı, Fatih'teki İstanbul
Adliyesi’nde yapılan duruşması devam etti. Duruşma neticesinde
yaklaşık sekiz aydır tutuklu bulunan sayın Yılmaz Çelik ve
beraberindeki 35 Hizb-ut Tahrir şebâbı ve sempatizanı tahliye
edildi.
Hatırlanacağı gibi, 02.09.2005 Cuma günü, İslambul’da Fâtih
Camii’nde Hizb-ut Tahrir / Türkiye Vilâyeti tarafından
düzenlenen gösteri, Allah’ın izni ve yardımı ile büyük bir teveccüh
toplamış, üzerinden uzun zaman geçtiği halde Hizb-ut Tahrir
ve Hilâfet hakkında Türkiye kamuoyunda güçlü bir kamuoyu oluşmuştu.
Bununla birlikte Türkiye’deki kimi siyâsîler, medya organları ve
toplum üzerinde etki sahibi diğer birtakım mihraklar, bu müthiş
başarıyı gölgelemek için âdeta çırpınmışlar, böylelikle geniş çaplı
bir karalama ve tutuklama kampanyası başlatılmıştı. İşte Sayın
Yılmaz Çelik ile beraberindeki Hizb-ut Tahrir şebâbının
tutuklanmaları, bu şerir kampanya neticesinde gerçekleşmişti. Zîra
Hilâfet’in korkusu kalplerine derinlerine inmiş, uykusuz geceler
geçirmeye başlamış ve küstah dillerini uzatarak İslam’a ve
Müslümanlara eziyet eder olmuşlardı.
Bu duruşmada Hizb-ut Tahrir şebâbının tahliye edilmesi,
temelleri çatırdayan Laik Yargı sisteminin merhametinden dolayı
değildir. Çünkü kokuşmuş Küfür kânunlarında merhamet yoktur,
yalnızca zulüm vardır. Merhamet, adâlet ve insaf yalnızca
İslam’dadır. Hizb-ut Tahrir şebâbının zindana girmesi de
zindandan çıkması da ancak Allah’ın takdiri iledir. Bununla Allah
[Subhânehu ve Te’alâ] onları imtihan edip ecirlerini
artırmakta, onların peşine düşüp zindanlara atanların ise
cürümlerini ve günahlarını artırmaktadır.
Hiç şüphesiz Hizb-ut Tahrir’in şebâbı İslâmî Dâvâyı hakkıyla
yüklenmeyi sürdürecek ve hiçbir kınayıcının kınamasından, hiçbir
zâlimin zulmünden Allah için korkmaksızın hedefe doğru
ilerleyecektir. Tâ ki Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın vaadi,
Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in müjdesi ve İnsanlar
için Çıkarılmış En Hayırlı Ümmetin dileği, Nübüvvet Minhâcı üzere
Râşidî Hilâfet Devleti Allah’ın izniyle gerçekleşinceye kadar…
İşte o gün mü’minler de Allah’ın nusretiyle, zaferiyle
ferahlayacaklardır. Allah dilediğine nusret, zafer verir. O,
‘Azîz’dir, Rahîm’dir. [er-Rûm 4-5]
