17 Mayıs 2006, Çarşamba sabahı, Ankara’da bulunan
Danıştay binasına giren bir avukat, Danıştay üyelerinin toplantı
salonuna girerek Danıştay 2. Daire Başkanı’nı öldürdü ve diğer dört
kişiyi de yaraladı. Kurum olarak Danıştay’ın laik niteliği ve
özellikle 2. Daire’nin sokakta başörtüsü giyilmesini yasaklayan
kararı nedeniyle işlendiği iddia edilen bu cinayetin failleri,
azmettiricileri ve nedenleri ne olursa olsun, asıl itibariyle
laiklerin ekmeğine yağ sürmüş, Hükümete yönelik tepkilerin
çoğalmasına yol açmış ve başörtüsü bağlamında İslam’a ve
Müslümanlara saldırının malzemesi haline gelmiştir.
Hizb-ut Tahrir, bu olay ile ilgili olarak
Türkiye kamuoyuna aşağıdaki hususları bildirir:
1. Başörtüsü, Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın
emri, Müslüman hanımların nâmusu ve başlarının tâcıdır. Kezâ mâsum
insanların öldürülmesi de şer’an haramdır. Şer’î bir mâzeret
olmadıkça, hiç kimsenin hiç kimseye zarar verme hakkı yoktur.
Çünkü Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurmuştur:
Müslümanın kanı da, malı da, ırzı da her Müslümana haramdır.
Bunlar İslam’ın kesin hükümleridir. Hiçbir devletin, hükümetin,
partinin veya şahsın bunları ihlâl etmesi, Müslümanlarca kabul
edilemez.
2. AKP Hükümeti, demokrat [Amerikan uşağı] bir
kukla hükümettir. Yaptığı tüm icraatlar, Amerika’yı razı etmeye
yöneliktir. Başörtüsü, İmam-hatip okulları ve Kur’an kursları gibi
Müslümanları ilgilendiren konuları çirkin bir şekilde istismâr
etmektedir. Bu son olayda da laiklerin hışmına uğramanın acısını
tatmaktadır. Fakat gerçek acıyı, Allah’ın azâbına ve Ümmetin
öfkesine uğradığı gün tadacaktır. Türkiye’deki laik kesimler ise,
-çok azı müstesna- Hilâfet’i yıkan hâinlerin torunları ve
uzantılarıdır. Laik [dinsiz] devletin bekçiliğini yapan, İslam’a
ve Müslümanlara düşman kesilen, İslam'ı ve Müslümanları “irtica ve
mürteci” diyerek aşağılayanlar onlar ve türevleridir. Böylelerinin
yeri ancak Batılı efendilerinin yanıdır. Yine, Allah Subhanehu
şöyle buyurmuştur: Onlar âdeta dayanmış kütükler gibidirler,
her gürültüyü kendi aleyhlerine zannederler. [el-Munâfikûn 4]
3. Amerika, İngiltere ve diğer Sömürgeci Kâfir
devletler, asırlarca İslâmî Ümmetin liderliğini yapmış bu aziz
millet üzerinde iğrenç oyunlar oynayıp, kötü tuzaklar
kurmaktadırlar. Müslümanların topraklarını işgâl etmeleri,
evlatlarını katletmeleri, servetlerini yağmalamaları, nâmuslarını
ve mukaddesâtını çiğnemeleri, Allah’ın Rasulü’ne ve Kitâbı’na
vahşice saldırmaları yetmiyormuş gibi, şeytânî plânlar ve şerir
entrikalar ile de varlıklarını sağlamlaştırmanın peşindedirler.
İşte (asıl) düşman onlardır! O halde onlardan sakın! Allah onlarla
harb etmektedir! Nasıl da bu hale geliyorlar?! [el-Munâfikûn
4]
4. Muhakkak ki İslam’a önceki saygınlığını
yeniden kazandıracak, Müslümanları önceki üstünlüklerine yeniden
kavuşturacak ve tüm dünyayı demokrasinin, laikliğin ve
sömürgeciliğin kokuşmuş varlığından kurtaracak tek unsur, İslâmî
ideolojiye dayalı, Nübüvvet Minhâcı üzere kurulu Râşidî Hilâfet
Devleti’dir.