İslam’a Sevgi Suçlamasıyla Hapsedilen, İsmâ’il [Mişa]
Bâlin Kardeş!
1994 senesinde veya Raunda’nın katliamlara tanık olduğu bir zamanda,
bu ülkedeki Müslümanlar “İnsanlar için çıkarılmış en hayırlı Ümmet”
olduklarını göstermişlerdi. Çünkü Raunda’daki katliamlar, evrensel
bir karartmaya uğradığı ve tüm dünyanın sessizliğiyle karşı karşıya
kaldığı bir vakitte, Müslümanlar kendilerine göç edenleri ağırlamak
için evlerini açtılar. Müslümanlar tehlikeye aldırmayıp onların
komşuluğundan başkasına râzı olmadılar. Vahşetin egemen olduğu bir
zamanda sergilenen bu asil insancıl davranış, yüzlerce ğayri-muslim
Raundalı’yı İslam’ı benimsemeye sevk etti.
Bu tarihî gerçekleri bilenler, Belçika’da bulunan Ruandalı bir
genci, Dîni öğrenmek için Pakistan’a gitmeye yönelten dürtüleri
anlayabilirler. Lâkin bu tarihî gerçekleri bilmezden gelen medya
organları, bu olayı hakîkati dışında yansıtarak ilim talebi için
yola koyulan bu gencin işini sıradan bir yolculuk ve terörist bir
eylem olarak değerlendirmektedirler. Pakistanlı yetkililerin,
Raundalı gencin herhangi bir “radikal” cemâat ile ilişkisi
olmadığını açıklamalarına rağmen medya organları “terörist”
kelimesini kullanmada halen ısrar etmektedirler.
Böylece sırf ilim talebinin, “İslâmî tehlike” fobisine uygun biçimde
terörizm olarak yorumlandığı, vehimden ibâret olduğu İslâmî tehlike
ile alâkalı olduğu sürece bahane bulunmuşçasına halkların manipüle
edildiği görülmektedir.
Raundalı genç İsmâ’il Bâlin’in hikâyesinin anlatılış tarzı, her
Müslümanı “terörist tehlike” olarak betimlemeyi arzulayan belirli
bir politikanın varlığını göstermektedir. Belçika’nın De Morgen
Gazetesi’nin yazdıklarına bakarsak, bu genç için tek bir görüntüden
başka bir suret seçilmediğini görürüz ki bu, boks maçına hazırlık
görüntüsü vermektedir. Evet, yarım sayfa tutan, böyle bir görüntü
seçilerek ön plana çıkarılmakta, okuyucuların kalplerine korku
saçılmakta ve [Yabancı + Afrikalı = Müslüman + Tehlike = Terörist
Tehdit] içerikli muayyen bir mesaj iletilmektedir. Halkın
duygularına karşı böylesine çirkin bir manipülasyon, Soğuk Savaş
günlerinin Sovyet Pravda Gazetesi de dahil olmak üzere herhangi bir
medya organında görülmemiştir.
Belçikalı yetkililer de, kendi medya organlarından pek geri
kalmadılar. Çünkü halk nezdinde “varlık gerekçesi” denilen şeyi yani
“Terörist İslam” tehlikesi denilen şeyi pekiştirmek için bu meseleye
tutundular. Yetkililer de Pakistan’ın açıklamalarını bilmezden
geldiler ve kimi olaylara dayanarak İsmâ’il Bâlin’i halen terör
zanlısı olarak gördüklerini duyurdular. Peki, bu genci tehlikeli bir
zanlı haline getiren olaylar nelerdir? Toplumda konuşulan bu olaylar
şunlardır: Küfründen sonra Müslüman olması, Pakistan’a gitmesi ve
internet üzerinden Hizb-ut Tahrir’in web sitesini
incelemesidir. Nitekim onu evlat edinen aile de olayların bunlar
olduğunu savunmaktadır. Daha sonra yetkililer bu meseleyi dramatize
edip insanların kalbinde İslam’a ve Müslümanlara karşı var olan
korkuyu iyice artırmak üzere istismâr ettiler.
Hizb-ut Tahrir ile ilgili olarak şöyle deriz: Muhakkak ki Hizb,
temas kurduğu veya dinlerini anlamak için kendisiyle temas kuran
binlerce Müslümanı tanıdığı gibi İsmâ’il’i de tanımakta, ellerinden
tutmakta, onlara İdeolojik İslam’ı açıklamakta, Zulümâttan Nûr’a
çıkmalarına yardımcı olmakta, gidişâtlarını şer’î hükümler ile
disipline etmekte ve sapmalarını engellemektedir. İsmâ’il’in
ailesinin de -onun İslam olmasından hoşlanmasa da- onayladığı bir
durumdur.
İsmâ’il’e gelince; Milyonlarcasının tanıdığı gibi o da Hizb-ut
Tahrir’i, İslâmî beldeler üzerinde Hilâfet’i ikame ederek İslâmî
hayatı yeniden başlatmak için çalışan İslam’a dayalı siyâsî bir
parti olarak tanımaktadır. Milyonlarcasının tanıdığı gibi biz de
biliyoruz ki, bu Hizb, İslam’ı sunarken fikir ile ikna yoluyla
hareket eden, “ötekiler” gibi insanlara karşı şiddete, yalana,
manipülasyona başvurmayan siyâsî bir partidir. Zîra fikrî kanaatten
başka hiçbir yol ile hakka ulaşılamaz!
Okay Pala [Ebu Zeyn]

Hizb-ut Tahrir
Resmi Temsilcisi
Hollanda