Hizb-ut Tahrir / Tacikistan’dan Âlimlere ve Mescid
İmamlarına Açık Mektup
Muhterem Âlimlere ve Mescid İmamları,
es-Selâmu ‘Aleykum ve Rahmetullâhi ve Berakâtuh,
Tacikistan’da meydana gelen son olaylar ve bunlara karşı
sergilediğiniz tavırlarınız bizi, bu açık mektubu sizlere göndermeye
sevk etti.
Tacikistan Hükümeti’nin kim olduğunu ve kurulduğu günden beri
aralıksız olarak İslam’a ve Müslümanlara karşı savaştığını hepimiz
bilmekteyiz. Geçen asrın 90’lı yıllarında Rusya’dan ayrılan bu
devlet, Müslümanlar arasında fitne tohumları ekmekte, onları kendi
aralarında çatışmaya sürüklemekte, binlerce Müslümanın kanını
akıtmakta ama her defasında suç, İslam’ın üzerine atılmaktadır.
Nitekim bu çatışmalardan sonra bazı âlimler, hâfızlar, dâvâ
taşıyıcıları ve mücâhidler zindanlara atılmış, yine bunlardan
birçoğunun cesetleri gizli bir şekilde tasfiye edilmiş, bir kısmı da
gündüz gözüyle katledilmiştir. Hizb-ut Tahrir şebâbı da,
Hilâfet Devleti’ni kurmaya çağırmalarından dolayı yıllarca tâkip
edilmişler, sonra hapishanelere atılmışlardır. Halen de çok çeşitli
üsluplar ile onları izlemeye devam etmektedirler. Hatta bu şebâbdan
kimileri de kırbaçları altında canlarını vermişler ve Rablerine
şehîd olarak kavuşmuşlardır.
Ancak sizler devletin sürdürdüğü bu cürümler hakkında tek bir kelime
dahi konuşmadan sessizliğe gömüldünüz. Ellerine vurmak yerine,
özellikle Cuma namazlarından sonra onlara dua ettiniz ve insanların
karşısında onları gökteki bulutlara çıkartmak için ciyak ciyak
bağırdınız.
Sizin bu tavrınızı gören yöneticiler cesaretlenerek geçen senenin
sonunda hicâbı, başörtüsünü yasaklamak ve namaz ile İslam’ın
esasından sayılan konular üzerine kısıtlamalar koymak için harekete
geçtiler. Lâkin bunu uygulamaya tek başlarına cesaret edemeyince
bazılarınızı bu savaşlarında kendilerine ortak ettiler. Kadının
namazını kısıtlamak için âlimlerin fetvalarını ve görüşlerini
kullandılar. Aynı şekilde çocukların mescidde namaz kılmalarını ve
kız öğrencilerin okullarda ve yüksek öğretim kurumlarında cilbâb
[Müslüman hanımın İslâmî giysisi] giymelerini yasaklayan bir
karar yayınladılar ve sizlere bu kararları duyurmayı emrettiler.
Bazılarınız kararları duyurmakla yetinmeyip işi daha da ilerleterek
Hükümetin arzuladığı şekilde ikna etmeye yönelik uzun vaazlar verip
bıktırıcı hitaplarda bulundular. Dediler ki, çocukların Cumada,
cemaat namazlarında, hatta terâvih namazlarında hazır bulunmaları,
toplumda bilgisizliğin yayılmasından dolayı anarşiye ve cehâlete yol
açar ve dolayısıyla toplumun geri kalmasına neden olur. Böylelikle
Şeriat’ı sahih olmayan bir şekilde yorumlamaya kalkıştılar. Hatta
içinizden, cilbâbı terk edip Şeriat’a aykırı kıyâfetler ile okullara
gitmeye çağıranlar bile oldu!
Hükümetin cürümleri öyle bir dereceye vardı ki ibâdetlerin en azîmi
olan namaz ibâdeti için Müslümanların inşâ ettiği mescidleri
kapatmaya dahi teşebbüs etti. Bu bağlamda Diyânet İşleri Başkanlığı
ve Âlimler Meclisi, Hükümeti desteklemeye ve bazı imamlar da
Hükümetin eylemlerini haklı çıkarmaya yönelik deliller getirmeye
kalktılar.
Aslında Tacikistan Hükümeti’nin bu icraatları, Rusya’nın ve Batılı
Kâfirlerin İslam’a ve Müslümanlara karşı olan plânlarını
uygulamaktan kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla Hükümet efendilerini
memnun etmek ve koltuklarını korumak için çalışmaktadır.
İşte bunun için bu açık mektup, Nebî [SallAllahu ‘Aleyhi ve
Sellem]’in şu kavline:
Din nasihattir
Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şu âyetine:
Kulları içinden ancak âlimler Allah’tan (gereğince) korkar.
[Fâtır 28]
Ve Nebî [SallAllahu ‘Âleyhi ve Sellem] şu kavline:
Âlimler Enbiyâ’ın vârisleridir. Enbiyâ’ ne bir dinar ne de bir
dirhem mirâs bırakırlar. Onlar ancak ilim mîras bırakırlar. Öyleyse
her kim onu alırsa, bereketli bir nasip almış olur.
icâbeten nasîhat etmek üzere sizlere gönderilmiştir.
Ey kendilerine, “İmam ancak kendisine tâbi olunmak için
(imam) kılınmıştır” hadisi intibâk eden Âlimler!
Muhakkak ki Allah, insanları Zulümâttan Nûr’a çıkartasınız diye
sizlere ilim vermiştir. Öyleyse bu ilminizi niçin Allah için
kullanmıyorsunuz? Bu yöneticiler, Rusya ve Amerika gibi Kâfir
devletlerden olan efendilerini râzı etmedikleri sürece onlar
kendilerinden asla hoşnut olmayacaklardır. Sizler şu ana kadar bunu
hâlâ fark edemediniz mi? Haccın edâ edilmesine engeller koyanlar
onlar değil midir? Bizimle mescidler ve namaz arasına, şer’i kıyâfet
ile hanımlarımız arasına engeller koyanlar onlar değil midir?
Muhakkak ki onlar tüm bu cürümlerini, sizlerin yardımıyla yani siz
âlimlerin ve imamların yardımıyla işlemektedirler. Yoksa sizler
Rasul [SallAllahu ‘Âleyhi ve Sellem]’in şu kavlini mi unuttunuz?!
Her kim bir münker görürse onu eliyle değiştirsin. Gücü yetmezse,
diliyle (değiştirsin). Gücü yetmezse, kalbiyle (buğz etsin) ki bu
îmânın en zayıfıdır.
Sizler dillerinizle bu cürümleri durdurmaya muktedirsiniz. O halde
bu cürümleri durdurmalı, yöneticileri hesâba çekmeli ve bu tür
amelleri yapmalarına izin vermemelisiniz. Allah [Subhânehu ve
Te’alâ] şöyle buyurmuştur:
İndirdiğimiz beyyinâtı (apaçık delilleri) ve Kitâb’da insanlara
apaçık gösterdiğimiz hidâyet (yolunu) gizleyenler var ya, işte
onlara hem Allah hem de bütün lânet ediciler lânet eder. Ancak tevbe
edenler, ıslah olanlar ve (hakkı açıkça) beyân edenler başkadır.
İşte onları Ben bağışlarım. Şüphesiz ki Ben Tevvâb’ım, Rahîm’im.
[el-Bakara 159-160]
Ey Muhterem Âlimler ve Mescid İmamları!
Muhakkak ki dünya hayatı pek az bir geçimliktir. Gerçek saadet ise
Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’yı râzı etmek ve Cennet’teki ebedî
nimetlerden faydalanmaktır. Dolayısıyla Hizb-ut Tahrir’in
Tacikistan’daki şebâbı olarak bizler, herkesi İslâmî Hilâfeti
kurmak için çalışmaya çağırıyoruz. Ey Âlimler ve Mescid İmamları,
sizleri de bu dâvâda bize yardımcı olmaya çağırıyoruz. Allah
[Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:
Ey îmân edenler! Eğer siz Allah’ı(n Dînine) zafer verirseniz, Allah
da size zafer verir. [Muhammed 7]