Adalet Bakanı ve Hükümet Sözcüsü Cemil Çiçek’e
Hizb-ut Tahrir’in 02.09.2005 Cuma günü İslambul’da Fatih
Camii’nde gerçekleştirdiği muazzam gösteriden sonra Hükümet Sözcüsü
sıfatınız ile basın mensuplarına yaptığınız açıklama esnasında, “Yetkililerin
Hizb-ut Tahrir’e yönelik operasyonlarda isteksiz davrandığı”
yönündeki eleştirilerin hatırlatılması üzerine “Bu işlerin
üzerine gidilmediğine yönelik eleştiriler yanlıştır. Hiçbir terör
örgütü, hükümetimiz tarafından himaye görmez” şeklinde karşılık
verdiniz. Sonra da iktidara geldiğiniz döneme kadar Hizb’e yönelik
operasyonlarda 250 kişinin gözaltına alındığını bunlardan 127'sinin
tutuklandığını, kendi iktidarınız döneminde ise 407 kişinin
gözaltına alındığını, bunlardan 162 kişinin tutuklandığını
söyleyerek mü’minlere karşı başlattığınız amansız mücâdelenin
boyutlarını kanıtlamaya kalktınız.
Siz, Hizb-ut Tahrir’in ideolojisi İslam olan siyâsî bir parti
olduğunu, kurulduğu günden beri hiçbir şiddet eylemine
başvurmadığını ve bu bakımdan hiçbir şekilde “terörist örgüt” olarak
tanımlanamayacağını, en azından hukukçu vasfınız ile kesin olarak
bilmektesiniz. Buna rağmen neye istinâden Hizb-ut Tahrir
lafzını anmadan onu terör örgütü olarak tanımlayabiliyorsunuz? Biz
sizin bunları kimlerden öğrendiğinizi biliyoruz. Görünen o ki geçen
yıl Amerikan Nixon Center ile Avrasya Stratejik Araştırmalar
Merkezi’nin Ankara’da ortaklaşa düzenlediği “Hilâfet ve Hizb-ut
Tahrir” konulu konferansın hipnoz etkisinden henüz
kurtulamamışsınız. Oradaki konuşmanızda da Hizb-ut Tahrir
kelimesini telaffuz etmeye cüret edememiştiniz. Daha önce tutuklanan
bir Hizb-ut Tahrir gencinin yakınlarına neler söylediğinizden
de haberimiz vardır. Aynı şekilde son günlerde uğraştığınız “Terörle
Mücadele Yasası” üzerinde yapacağınız değişiklikler kapsamında
“silahsız terör örgütü” kavramını tartışmaya açtığınızı da
biliyoruz. Tüm bunlarla Hizb-ut Tahrir’i hedef aldığınızın da
farkındayız.
Sonra “Hiçbir terör örgütü, hükümetimiz tarafından himâye görmez”
dediğiniz halde Amerikan, İngiliz, Yahudi ve Rus teröristleri neden
himâye ediyor, kol-kanat gerip onların ayaklarına koşuyorsunuz?
Terörist ele başları olan Bush, Blair, Şaron ve Putin sizin en değer
verdiğiniz dostlarınız değil mi?
Size nasîhatlerin en güzelini yapıyoruz ki içinde bulunduğunuz
gaflet, dalâlet ve hıyânetten uyanıp sömürgeci kâfirlerin değil,
bilakis Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın ipine sımsıkı
sarılasınız. Keşke bilebilseydiniz!