30.08.2005 tarihinde Dünden Bugüne Tercüman Gazetesi’nde yayınlanan
“R. Myers ve Hilâfet” başlıklı yazınızı mütalaa ettik. Yazınızın
sonunda sizin gibi yılların politikacısı ve yazarı olan bir
şahsiyetin itibarını zedeleyen ifadeler ile karşılaştık. Nitekim
şöyle diyorsunuz: “Bu açıklamayı yapan dünyanın tek süper gücü
olan bir ülkenin en üst seviyede halen görev yapan bir asker
yetkilisi. Fakat ortada, İslâm dünyasında Hilâfeti tekrar getirecek
ciddi bir güç değil, hareket dahi görülmüyor. Senaryoların bu kadarı
da artık fazla bir abartma değil mi?”
Sizin dünya siyâsetinden ve medyasından gâfil olduğunuzu sanmıyoruz.
Ama yine de soruyoruz: Putin’den Blair’e Schilly’den Myers’ın geçen
yılki açıklamasına kadar dünyanın birçok önemli yetkilisi Hilâfet’in
kurulmasından duydukları endişeyi açıkça dile getirdiler. Bunları
işitmediğinizi farzedersek, Heritage Foundation, International
Crisis Group, CIA Ulusal İstihbarat Konseyi ve Nixon Center gibi
dünya çapında çalışan araştırma kurumlarının da raporlarını
okumadınız mı? Bunları da okumadığınızı farzedersek, Mart ayının
ortasından itibaren yerli, bölgesel, ulusal ve uluslararası tüm
haber medyasının gündeminde kalan ve uzun süre köşe yazılarında
bahsedilen, Özbekistan’ın Tâğutu Kerimov’un Andican’da
gerçekleştirdiği katliam ile kimi hedef aldığını ve kimi suçladığını
da izlemediniz mi? Bunları da izlemediğinizi farzedersek, 2003
yılında Emekli Orgeneral Nejat Eslen’in, eski MGK Genel Sekreteri
Orgeneral Tuncer Kılınç’ın, en son Orgeneral Hilmi Özkök’ün
açıklamalarını da görmediniz mi? Bunları da görmediğinizi
farzedersek, Hizb-ut Tahrir’in seçkin gençlerinden biri
tarafından Başbakanınız Recep Erdoğan’a Ocak ayında teslim edilen ve
sırf bu sebeple o gencin üç yıl hapis cezası almasına yol açan açık
mektubu ve yine Adâlet Bakanınız Cemil Çiçek’in konuşmacı olarak
katıldığı, Ankara’da ASAM ve Nixon Center’ın birlikte geçen yıl
düzenledikleri ve daha sonra Nixon Center tarafından konuşma
metinleri kitaplaştırılan “Hilâfet ve Hizb-ut Tahrir” konulu
konferansı da bilmiyor musunuz?
Şayet siz tüm bunları işitiyor, okuyor, izliyor, görüyor ve
biliyorsanız, “İslâm dünyasında hilâfeti tekrar getirecek ciddi
bir güç değil, hareket dahi görülmüyor” ifadesini nasıl
kullanabiliyorsunuz? Tüm bunlardan gâfil olmanızın veya gâfilmiş
gibi davranmanızın acaba daha özel bir sebebi mi vardır? Bu durumda
abartma kimin için söz konusu olmaktadır? Eğer yine de Hilâfet’in;
Allah [Subhânehu ve Te’alâ]’nın emrettiği kesin bir farz,
Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in mübârek bir müjdesi,
dünya siyâsetinin ufuktaki geleceği, sömürgeci kâfirlerin korkulu
rüyası ve Azîz İslam Ümmeti’nin yegâne ümidi ve kurtuluşu olduğunu
işitmek, izlemek, görmek ve bilmek istiyorsanız sizi, 02.09.2005
Cuma günü İstanbul Fatih Camii’nde Cuma Namazı kılmaya dâvet
ediyoruz. Bu davetimiz sizin için geçerli olduğu gibi
çağırabileceğiniz herkes için de geçerlidir. İşte siz o gün oraya
gelirseniz Hilâfet’in ne kadar yakın olduğunu ve onu kurmak üzere
Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in fikrî ve siyâsî
çalışmalara dayanan metodundan sapmaksızın gece-gündüz çalışarak
Allah’ın izni ve yardımı ile bu hedefi gerçekleştirmek üzere olan
Hizb-ut Tahrir’in kim olduğunu kendi gözleriniz ile
göreceksiniz.
Lütfen tayyib tahiyyelerimizi kabul ediniz.