Ebiyi… Yaklaşan Fitne!
Bugünlerde Sudan kamuoyu, Hükümet ile [şimdi Otoritenin ortağı olan]
İsyancı Hareket arasında tartışma konusu olan Ebiyi bölgesinin
sınırlarının çizilmesine ilişkin Uzmanlar Komitesi’nin raporu
denilen şey ile meşguldür. Bu komite Ebiyi sınırlarını çizip daha
önce tartışılmamış [petrol zengini] bölgelere de girmiş ve onu
[Güneydeki eyâletlerden biri olan] Bahr-ul Ğezâl’a ilhâk etmiştir.
Bu da [sözkonusu bölge ile Dinka Ankuk bölgesinin en büyük
kabilelerinden biri olan] el-Masiriyye Kabilesi’nin öfkesini
kabartmış, raporu reddeden ve el-Mecelled ile Ebiyi’nin diğer
bölgelerinde protesto gösterileri yapılmasına çağıran açıklamalar
yayınlamaya başlamıştır. İsyancı Hareket ise buna, Hükümet ile
İsyancı Hareketin bu çekişmede bir çözüme ulaşmada başarısızlığa
uğramasından sonra sözkonusu raporun barış anlaşmasının metnine
dayalı olarak hazırlandığını belirterek yanıt vermiştir. Ebiyi
bölgesinin sınırlarını çizip petrol zengini bölgeleri “askıdaki”
Güney devletinin sahasına dâhil eden bu rapor, Amerika’nın Güneyi
parçalamaya yönelik hırsını teyid etmektedir. Üstelik bu komitenin
başkanı, Amerika’nın Sudan’daki önceki sefîridir. Dahası her iki
tarafı [Hükümet ile İsyancıları] bağlayıcı kararların alınması
fikri, Hükümet ile İsyancı Hareket arasında bu bölge üzerindeki
tartışmalar sürerken ortaya atılmış bir Amerikan fikridir. Oysa işin
başında Hükümet, Amerikan belgesini reddetmişti. Fakat -hep
alışılageldiği gibi- sonradan ona boyun bükmüştü. Bu da altı barış
protokolünün bir protokol haline gelmişti. Şimdi de halkı aldatmaya
çalışan Hükümet, güya bu rapordan rahatsız olduğunu göstermeye
çalışmaktadır. Fakat gerçekte kesinlikle onu onaylamaya gidecek,
bugün bu rapora tepki gösterenler yarın onu kabullenerek güya
öfkelerini yutmuş olacaklardır. Daha uygulamaya geçirilmeden önce
Dârfur’u karıştıran sözde Barış Anlaşması denilen şeyin tehlikesi
hakkında defalarca tekrar tekrar uyarmıştık. Şimdi de Otorite sahibi
olmaktan memnun edilmeden önce Ebiyi’de fitne ateşi yakılmaktadır.
Dolayısıyla bu “İhânet” anlaşmaları yoluyla yapılanlar ve yapılmakta
olanlardan yol çıkarak aşağıdaki gerçeklere ulaşıyoruz:
- Herhangi bir beldenin bölgeleri ve eyâletleri dahilinde
sınırların çizilmesi idârî bir iştir. Fakat buna devletlerarası
bir renk verilmesi, bölmek ve parçalamak demektir.
- Bu çizim sürecini işleten Amerika’nın hedefi, bu bölgelerdeki
petrol ile bağlantılı sömürgeci bir hedeftir.
- Kurdifan’ın güneyi ve batısı ile Dârfur’un güneyinde çatışan
kabîleler, Güney Sudan’a sıkı bir bağlantı ile bağlantılıdırlar.
Gelecekte çatışmalara ve savaşlara yol açacak şekilde Sudan’ın
parçalanıp içerisinde Kuzey’den bağımsız bir devlet kurulduğu îlan
edildiği zaman bu çizim onları doğal intikalden mahrum edecektir.
- Bu anlaşmaların uygulamasına devam edilmesi halinde ülkenin
kalan bölgelerinin de, -sınırları ancak kan nehirleri ile
çizilerek- koparılmasına yol açılacaktır, Allah korusun.
Muhakkak ki Hükümetin ellerini, ülkeyi ve halkını parçalayacak bu
cürümden temizletmek, Amerikalı ve Batılı nüfuzu ülkeden kovmak ve
herkese, Müslüman olsun olmasın, her bireye haklarını veren İslam
esası üzere tüm sorunları çözmek için çalışmak hepimizin görevidir.
Akleden bir toplum için hükmü Allah’tan daha güzel olan kim vardır?
[el-Mâ’ide 50]
