Hizb-ut Tahrir.org Hizb-ut Tahrir.info Al-Ummah.org
Lübnan Vilâyeti

“Hizb-ut Tahrir” İsmini Maddî Şiddet Eylemlerine Karıştırmadaki Israr Niçin?



 

Beyrut’taki askerî mahkemenin, Hizb-ut Tahrir kadrolarından birçoğunun tutuklanması için bir müzekkere çıkarılması gerektiğinden bahseden 2000/98m. sayılı kararı yayınlamasından sonra ve karar metninde belirtilenlere göre, emniyet organına ulaştırılan bir Gizli Bilgiler Kitabı (!!) dayanak alınarak terörist güvenlik eylemleri hazırlığında olmakla suçlandılar. Aynı mahkeme 07.07.2005 Perşembe günü aynı konu hakkında onları, aynı Gizli Kitap (!!) mesnediyle terörist eylemler yapmaya çalışmak suçlamasıyla, sivil haklardan tecrit cezası ile birlikte 15 yıl ağır hapis cezâsına çarptıran dört gıyâbi hüküm verdi.

Kaldı ki 01.09.2004 tarihinde el-Mustakbel Gazetesi, aynı ünlü Gizli Kitap’a dayanarak aynı konudaki aynı suçlamaları haber verdiğinde, Hizb-ut Tahrir ve Lübnan Vilâyeti’ndeki Medya Bürosu, bunları açık ve kesin bir dil ile reddeden ve tüm bu suçlamaların ve iftiraların, Hizb’i ve Şebâbını maddî şiddet eylemlerine karıştırmayı amaçladığını belirten iki beyanname yayınlamıştı.

Ne var ki Hizbin tekrar tekrar reddetmesine rağmen, Lübnan’daki otoritenin yine de Hizbin ismini maddî şiddet eylemlerine karıştırmaya yönelik bir ısrarı vardır.

Muhakkak ki Hizbin metodu ve çalışma yolu, güneşin aydınlığı kadar apaçıktır. Elli iki yıllık uzun çalışma târihi boyunca hiçbir maddi şiddet eylemi durumu söz konusu olmadığı gibi, bu anlamda hiçbir kanıt da yoktur. Bilakis Rasulullah [SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem]’in Mekke’de dâvetini taşıması esnâsındaki sîretinin gerektirdiği şer’î hükümlere sarılarak bu uzun süre zarfında yalnızca fikrî ve siyâsî çalışmalar yapmıştır.

Biz, Hizb-ut Tahrir / Lübnan Vilâyeti olarak Lübnan’daki otoritenin bu uydurma suçlamaları ortaya atmasının; tüm insanlar için adâlet ve rahmet sağlayacak olan yüce şer’î hükümler gölgesinde İslam’a dayalı izzetli hayâtı canlandırma özlemi ve İslâmî Hilâfet’i ihyâ etme projesi bağlamında Hizbin ulaştığı muazzam destek ile beraber Ümmet nezdinde kazandığı müthiş başarı olduğunun farkındayız.

Muhakkak ki otorite ve güvenlik birimleri çok açık ve kesin olarak bilmektedirler ki Hizb, hiçbir askerî örgüt yada şiddet yapılanmasına sahip değildir ve hiçbir şekilde herhangi bir maddî şiddet eylemine başvurmaz. Yine Hizb-ut Tahrir’in liderleri ve üyeleri gözler önünde hareket etmektedirler. Bu nedenle Otoritenin; Hizbin şebâbının peşine düşmek için dayanak olarak kullanacağı hiçbir uydurma “gizli bilgilere” yada saptırıcı kitaplara ihtiyacı yoktur.

Otoritenin yalanlarını açığa çıkarmak, tâcizlere son vermek ve aynı zamanda güneşin parıltısı kadar apaydınlık gerçeklerin balçıkla sıvanamayacağını ve maddi şiddet eylemleri hakkındaki suçlamaların hakkın ve hakikatlerin önünde duramayacağını ve bununla hiç kimseyi kandıramayacaklarını onlara öğretmek üzere fikir ve siyâset adamlarına çağrıda bulunuyoruz.

Allah [Subhânehu ve Te’alâ] şöyle buyurmuştur:

Köpük atılır gider, ama insanlara fayda veren şeye gelince, işte o yeryüzünde kalır! [er-Ra’d 17]

 

 HİZB-UT TAHRİR
 Lübnan Vilâyeti
H. 03 Cumâde’s Sâni 1426
M. 09 Temmuz 2005