Müslümanların Doğu Timor’dan Zorla Sınırdışı Edilmeleri Trajedisi
Medya organları 08.12.2004’te, 1999’daki kaos olaylarından sonra
kendilerine mesken kabul ettikleri Mescid-in Nûr açık kampında
kalmaya çalıştıkları gerekçesiyle 251 Müslümanın Doğu Timor’dan
zorla sınırdışı edildiklerini haber verdi. Onların gâyesi yalnızca
İslam’ı savunmak üzere Doğu Timor topraklarında İslam’ın emâresi
olması için bu mescitte yaşamaktı. Zîra mescidlerin çoğu hayvan
ahırına çevrilmiş, bazıları restoran yapılmış ve bazıları da
yıkılmıştı.
Fakat Mescid-in Nûr açık kampında durum değişti. 16 Kasım’da
polisler, terörizm gerekçesiyle içerisindeki 100 kişi ile birlikte
etrafını kuşattılar, kapılarını kapattılar ve dışarı çıkılmasını
yasakladılar. 23 Kasım günü sabah saat dokuzda polis geldi ve
Mescidin çıkış kapısını kırdı. Kampta yaşayan Müslümanları
tartakladı, onları dışarıya sürükledi ve kamyonlara bindirdi. Doğu
Timor polisi Mescide girdi, içini aradı, altüst etti ve kirletti.
Kamyonlara bindirdikleri Müslümanları bir gemiye taşıdılar ve sonra
ülke dışına kovdular! Doğu Timor’daki Endonezya haber ajansının,
sanki yabancıymışlar veya insan değillermiş gibi onları
umursamaması, dikkate bile almaması, sınırdışı edilen bu
Müslümanların üzüntüsünü bir kat daha artırdı!
Doğu Timor’da İslam’ı yok etmek üzere gelen bu musibet bize,
geçmişte Müslümanlara karşı İspanya’nın kurduğu Engizisyon
Mahkemeleri’ni hatırlattı. Doğu Timor’da İslam’a yönelik bu insanlık
dışı yöntemlerin aynısı geçmişte de İspanya topraklarında İslam’ı
yok etmek için kullanılmıştı.
Ey Müslümanlar! Doğu Timor’daki Müslümanların trajedisi,
Endonezya’dan kopmuş olmasının bir sonucudur. Çünkü ondan kopunca
oradaki Müslümanlar azınlık haline geldiler. Müslümanların
beldelerindeki gayri-muslim azınlıklar bile böylesine kötü bir
muamele ile karşılaşmamışlardır. Diğer taraftan Fransa’daki
Müslümanlar hicâblarını, başörtülerini çıkarmaya zorlanmaktadır.
Avustralya’dakiler potansiyel teröristler olarak görülmektedir.
Tayland’dakiler zâlim sistemin eliyle baskıya ve köleleştirmeye
maruz kalmaktadır. Moro’dakilerin durumu da diğerleri gibidir. İşte
bu, diğer ülkelerdeki Müslüman azınlıkların durumudur!
Bu Ümmetin birleşmekten, sömürgeci kâfirlerin zayıflatmak ve
parçalamak üzere plânladığı bölücü girişimlere karşı beldelerinin
vahdetini savunmaktan başka çıkar yolu yoktur! Artık Ümmet, dünyanın
bütün parçalarında başına gelen felâketlerin, ancak muhâfızı ve
savunucusu olan Hilâfetin yokluğundan kaynakladığını kavramak
zorundadır. Çünkü Hilâfet Ümmetin koruyucu kalkanıdır. Rasulullah
[SallAllahu ‘Aleyhi ve Sellem] şöyle buyurdu:
İmâm [Halîfe] kalkandır. Onun ardında savaşılır ve onunla korunulur.
ve şöyle buyurdu:
İmâm [Halîfe] çobandır ve o, raiyyesinden (yönettiklerinden)
sorumludur.